Harper Lee’nin ses getiren romanlarının başında gelir, “Bülbülü Öldürmek”…
Bir zencinin haksız yere suçlanması üzerine davasını alan romanın kurgusal karakteri ve başkahramanı Atticus Finch’tir. Irkçılığa direnen bir avukatın unutulmaz savunmasını anlatan roman, 1960 Pulitzer ödülünü almıştır.
Harper Lee’nin şu değerlendirmesi çarpıcıdır:
“Başka insanların yüzüne bakabilmek için önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey, insanın vicdanıdır.”
X X X
Vicdan, adaletsizliğe karşı direnebilen en önemli duygudur. Bu duyguya sahip olanlar, gerçekten insandır.
Albert Einstein, yıllar öncesinden şöyle sesleniyor:
“Vicdan, yasalardan daha üstündür. Vicdanını kaybeden toplumları, yasal maddelerle yaşaması bir şeyi değiştirmeyecektir.”
Elie Wiesel ise şöyle diyor:
“Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir. Ama itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı.”
X X X
Bektaş Kandemir, şöyle diyor:
“Ne zaman öğreneceğiz, bilmiyorum ki? Dünya dediğin üç beş çaput, gökyüzü birkaç bulut, çatısı bile yok!”
Bu dünya yalnız insanlara ait değil, tüm canlıların…
Yine Bektaş Kandemir’in sözüne kulak verelim:
“Hayvanlar konuşabilseydi, insanlara, ne zaman bu kadar açgözlü, ahlaksız ve acımasız olduklarını sorardı!”
Aslında her şeyi yeniden tanımlamak zorundayız. “İnsan olmak ne demektir?” den başlayarak…
Sevmeyi öğrendiğimiz gün, hiçbir eksiğimiz kalmaz.
Nietzche’nin dediği gibi:
“Sevmesini bilirsek, başkalarına acı vermeyi unuturuz.”
X X X
Bilmediğim hiçbir konuda konuşmam. Çünkü Uğur Mumcu’nun dediği gibi, “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz” diye düşünürüm.
Stefan Zweig, “En tehlikeli insanlar, kendi doğrularının tek gerçek olduğunu sananlardır” diyor.
Ama gerçekleri de dile getirmek zorundayız.
George Orwell, şöyle der:
Bir toplum, gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa, gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder.”
