Çiftçinin kümesinde yaklaşık 100 tavuk, 1 de horoz vardı.
Çiftçi, yaşlanan horozun yerine geçecek genç bir horoz aldı, kümese koydu.
Genç horoz, yaşlı horoza:
“Hadi bakalım kart horoz” dedi. “Yaylan da bir an önce işime bakayım…”
Yaşlı horoz:
“Bak evlâdım” diye girdi söze. “Şurada birkaç günlük ömrüm kaldı. Zaten yaşıtım üç tavuk var. Onları bari bana bırak, sem ne yaparsan yap…”
“Olmaz moruk” dedi, genç horoz. “Genç, yaşlı bütün yavrular benim…”
“Peki, delikanlı” dedi yaşlı horoz ve devam etti:
“Ama sana bir teklifim var. Yarışalım, kim kümesin diğer ucuna daha çabuk varırsa o bütün malı götürsün…”
Teklif, genç horozun hoşuna gitti. Çünkü kümese girdiğinde ilk fark ettiği şeylerden biri, yaşlı horozun aksayan bacaklarından biri olmuştu.
“Olur be kart horoz” deyip, kanat çırptı:
“Hatta sana beş metre de avans veriyorum.”
Yaşlı horoz, aldığı avansla beş metre önde başladı yarışa…
Yaşlı horoz önde, genç horoz arkada koşarlarken ve tam da genç horoz, yaşlı horozu yakalamak üzereyken, kümesin yanından geçmekte olan çiftçi gördü bunları…Hemen silahını ateşledi. Genç horozu havaya uçurdu. Sonra da nedenini soran arkadaşına cevap verdi:
“Kümese aldığım üçüncü homo horoz! Ulan, kümeste bu kadar tavuk var varken, bu genç horoz da öncekiler gibi yaşlı horozun peşinden koşuyordu teres…”