Elshan Nasirov – Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi
Azerbaycan Öğrenci Topluluğu Başkanı (qardaslig.koprusu)
Türkiye’ye ilk adım attığım gün, aslında yabancı bir ülkeye değil; uzun zamandır adını bildiğim ama yüzünü ilk kez gördüğüm bir akrabanın evine gelmiş gibiydim. Dil tanıdıktı, insanlar tanıdıktı, sıcaklık tanıdıktı… Ama aynı zamanda her köşede küçük sürprizler, ince farklar ve yeni alışkanlıklar vardı. İşte bu yazı, bir Azerbaycanlı öğrenci olarak Türkiye’ye dair gözlemlerimin kısa ama içten bir özeti.
En başta şunu net söylemeliyim: Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ sadece tarih kitaplarında yazan bir dostluk değil, günlük hayatta bire bir hissedilen gerçek bir kardeşliktir. Dilimiz büyük ölçüde aynı kökten geliyor. Türkiye’de biriyle konuşurken çoğu zaman tercümana ihtiyaç duymuyorsunuz; sadece bazı kelimeler, bazı vurgular farklı. Hatta bazen aynı kelime iki ülkede bambaşka anlamlara geliyor ve ortaya tatlı yanlış anlaşılmalar çıkıyor. Ama işin güzel tarafı şu: Kimse kimseye yabancı gözüyle bakmıyor.
İnsan ilişkileri açısından baktığımda Türkiye’de beni en çok etkileyen şey misafirperverlik oldu. Otobüste, yurtta, kafede ya da üniversite kampüsünde… Nerede olursanız olun biri mutlaka size yardımcı olmaya çalışıyor. “Nerelisin?” sorusuna “Azerbaycanlıyım” dediğiniz anda yüzlerdeki tebessüm değişiyor. Ton yumuşuyor, samimiyet artıyor. O an gerçekten yalnız olmadığınızı hissediyorsunuz.
Elbette farklar da var. Mesela günlük yaşam temposu Türkiye’de bazı şehirlere göre daha hızlı. İnsanlar daha planlı, saat kavramına daha çok önem veriyor. Yemek kültürü çok zengin ama porsiyonlar Azerbaycan’a göre bazen daha küçük geliyor. Çay kültürü ise başlı başına bir dünya. Bizde de çay kutsaldır ama Türkiye’de çay adeta sosyal hayatın merkezi. Bir işi konuşurken de çay var, dertleşirken de, tanışırken de.
Üniversite hayatı açısından baktığımda Türkiye’de öğrencilerin çok daha fazla kulüp, topluluk ve sosyal faaliyete erişimi olduğunu görüyorum. Bu da gençlerin kendini geliştirmesi için büyük bir avantaj. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi’nde okurken bunu birebir yaşadım. Akademik eğitimle birlikte sosyal sorumluluk projeleri, kültürel etkinlikler ve öğrenci inisiyatifleri gerçekten çok kıymetli. Bu noktada Azerbaycanlı öğrenciler olarak bizim de bu ortama katkı sunmamız gerektiğine inanıyorum.
Bu inançla Azerbaycan Öğrenci Topluluğu’nu ve “qardaslig.koprusu” fikrini hayata geçirdik. Amacımız sadece Azerbaycan kültürünü tanıtmak değil; Türkiye ile Azerbaycan arasındaki gençlik köprüsünü daha da güçlendirmek. Ortak etkinlikler, anma programları, kültür günleri ve sosyal projelerle bu kardeşliği sahada da görünür kılmak istiyoruz. Çünkü ilişkiler sadece devletler arasında değil, gençlerin omzunda yükselir.
Sonuç olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Türkiye, bir Azerbaycanlı öğrenci için sadece eğitim alınan bir ülke değil; ikinci bir vatan hissi uyandıran bir yerdir. Benzerliklerimiz bizi yakınlaştırıyor, farklarımız ise birbirimizi daha iyi anlamamızı sağlıyor. Ve bu iki unsur birleştiğinde ortaya çok güçlü bir bağ çıkıyor.
Biz gençler bu bağın taşıyıcılarıyız. Bugün üniversite sıralarında kurduğumuz dostluklar, yarın iki ülke arasındaki ilişkilerin en sağlam temeli olacak. O yüzden birbirimizi daha çok tanımalı, daha çok konuşmalı ve daha çok birlikte üretmeliyiz.
Çünkü biz gerçekten bir milletiz.
Ve bu milletin iki devleti var.

