Öyle Bir Günden Korkun Ki…

Öyle Bir Günden Korkun Ki…

… BOYUN EĞME

* Mes’ul olduğun şeyle meşgul ol. Hazret-i Ali (Radıyallahü anh)

                * Herkes neye kabiliyetli ve ne için yaratıldı ise onda muvaffak olabilir. İmam Gazâli

                … BOYUN EĞME

                Bu rüzgârlı yerde mum mu yanar?

                Ev mi dayanır, bu sel yatağına?

                Nedir bu dükkânlar, bu konaklar?

                Şu dünyada üç beş günlük ömrün var,

                               Uzan yeşilliğe, günü’nü gün et.

                               Toprağında yeşillikler bitmeden

                               Güzel canın da bir gün uçar elbet.

                                Dünya ne verdi sana?

                HEP DERT; HEP DERT!

                Yüreğinin kanını iç de boyun eğme.

                İki günde bir somun ye, ne olur!

                Konma sinek gibi pislik üstüne.

                Girme şu alçakların hizmetine:

                               Birer masal söyleyip uyuya kaldılar.

                               Hangisi yarıp geçti bu karanlığı?

                               Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar.

                               Ne bilginler geldi, neler buldular!

  Orhan OrgaruN

ÖMÜR KAÇ GÜN? (4)

                Öyle Bir Günden Korkun Ki…

                Allah-û Teâlâ kullarına öğüt vererek dünya hayatının bir gün gelip sona ereceğini , daha sonra ahiret hayatının başlayacağını, kendisine dönüleceğini, insanların hesaptan geçirileceklerini ve kendisinin vereceği azaptan sakınılması gerektiğini bildirir:

                “Öyle bir günden korkun ki, o günde hepiniz Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra herkese kazandıkları noksansız verilir ile bildirilecek ve hiç kimse haksızlığa uğratılmaz.” (2. Bakara Sûresi, Âyet/ 281)

                Çünkü dünya hayatında kendi kazançları ne ise onun karşılığını almış olacaklar.

“Öyle bir günden korkun ki, o günde kimse kimseden yana bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez.” (2. Bakara Sûresi, Âyet/ 123)

                Allah-û Teâlâ’nın azabını onlardan hiç kimse uzaklaştıramaz ve ilâhî azaba karşı kimse onları kurtaramaz. Ne zorla kurtarılabilir, ne de kolaylıkla.

                “O gün kimseye şefaat fayda vermez, onlar hiç kimseden yardım da göremezler.” (2. Bakara Sûresi, 123)

                Aracılar yok olmuş, kişi yaptıkları ile baş başa kalmış. Herkes kendisini kurtarmaya çalışıyor.

O gün toplulukların birbirleriyle yardımlaşmaları, birbirlerini desteklemeleri de kaldırılmıştır.                     Ölüm Ötesi Hayat (Ahiret Hayatı)..

                İnsan hayatı, iki bölümden ibarettir. Bunlardan biri dünya hayatı diğeri de ahiret hayatıdır.         Dünya hayatı doğumla başlamakta, insan için kaçınılmaz bir son olan ölümle bitmektedir. Diğeri ise, ölümle başlayan ve sonsuzluğa dek devam edecek olan ahiret hayatıdır. İnsanlığın atası ve ilk peygamber Hazret-i Âdem’le başlayan bütün ilâhî dinlerdeki en temel olan mesaj, Allah’tan başka ilâh olmadığı ve ahiret hayatıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de ahiret hayatı tasvir edilirken yaşadığımız dünyadan örnekler verilmiştir. Dünya hayatını bir, sınav sahası telakki edip hâl ve hareketlerini Allah’ın rızası doğrultusunda sürdüren kimselere mükâfat olarak sunulacak Cennet nimetleri hakkında Kur’ân’da yapılan detaylı tarifler, oradaki nimet ve güzelliklerin dünyadakilerden daha güzel ve üstün olacağını bize göstermektedir.

                Dolayısıyla insan, plân ve hesaplarını sadece fani dünya için değil ebedî ahiret yurdu için de yapmalıdır. Zira, kalıcı olanlar ahiret için yapılanlardır. “Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.” (18. Kehf Sûresi, Âyet/ 46) bu âyet; Dünya hayatı ve sahip olunan değerlerin geçici, kalıcı olanın ise ahiret için yapılan ameller olduğunu dile getirmektedir.

                Bu itibarla Mû’min bir kimse, ahireti düşünerek, gönlünde daima Allah sevgisi taşır. Ölüm ötesi hayatta sunulacak nimetlere ulaşabilmek için eylemlerine bu duygu ve düşüncelerle yön verir…

                Ahiret Hayatı..

Ahiret hayatı, “Hem dünya hayatının sonunu hem de ölümle başlayan ebedî hayatı” içine alır.                 Bir âyette, ”… Kim Allah’ı, Meleklerini, Kitaplarını, Peygamberlerini ve Ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (4. Nisâ Sûresi, Âyet/ 136) buyurulmuştur.

                Ahiret hayatı EBEDÎ, dünya hayatı ise FANİ’dir.

                Ahirete iman eden, ömrünü en iyi şekilde değerlendirerek o büyük güne hazırlık yapmalıdır. Kur’ân o büyük günün dehşetini şöyle anlatır:

                “Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün, halbuki onlar sarhoş değildir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir.” (22. Hac Sûresi, Âyetler/ 1-2)

                Sonsuz Hayat: Ahiret..

                İnsan hayatı, dünya hayatı ve ahiret hayatı olmak üzere iki bölümden ibarettir.

                Dünya hayatı doğumla başlayıp ölümle biterken ahiret hayatı, ölümle başlayıp sonsuzluğa dek devam etmektedir.

                İmanın altı esasından biri de ahirete inanmaktır. Ahiret yurdu, bu dünyada yaptıklarımızın karşılığını bulacağımız, halimize göre de mükafat ya da azap göreceğimiz bir yerdir.

                Bu hakikat, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle beyan edilmektedir:

“Her kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” (99. Zilzâl Sûresi, Âyetler/ 7-8)

                Kur’ân Ne Diyor?

                “ … Resulullah, size neyi getirdiyse onu tutun ve neden sizi yasakladı ise ondan kaçınınız.” (59. Haşr Sûresi, Âyet/ 7)