Tarih: 23.06.2016 11:34

"LAİK, BİLİMSEL, PARASIZ EĞİTİM İSTİYORUZ"

Facebook Twitter Linked-in

 Eğitim-Sen, Türk- Eğitim-Sen, Eğitim-İş ortak bir deklarasyon yayımlayarak eğitim sisteminde Laik, Bilimsel ve Parasız eğitim´e dönülmesi çağrısında bulundu.

 Eğitim-Sen, Türk- Eğitim-Sen, Eğitim-İş´ten yapılan yazılı açıklamada;

"2015-2016 eğitim öğretim yılı, özellikle eğitimde 4+4+4 düzenlemesinin ilk sonuçlarının ortaya çıkması açısından önemlidir. MEB´in resmi istatistiklerine de yansıyan bilgiler, kamusal eğitimi tasfiye etmek amacıyla eğitimde yaşanan ticarileşme ve özelleştirme uygulamalarının yoğunlaştığını ortaya koyarken, eğitim sisteminin siyasi iktidar ve MEB işbirliği ile hızla uçuruma doğru sürüklediğini göstermektedir"

"AKP iktidarı ve Milli Eğitim Bakanlığı eğitimdeki çürümenin ve mevcut karanlık tablonun öncelikli sorumlusudur. MEB, yıllardır yaptığı değişikliklerle eğitim sistemini yap-boz tahtasına çevirmiş, öğrenci ve velilerin kafasını karıştırmak dışında eğitimde somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirememiştir."

"Bu eğitim öğretim yılının en önemli problemlerinden biri, sokağa çıkma yasağı ilan edilen ilçe ve illerde; okula devam oranları, öğrencilerin öğrenimdeki eksik kalışları. Bu durum tam bir muammadır. Bütün ülkede ki öğrenciler arasında olması gereken eğitim eşitliği ve birliği nasıl sağlanacaktır."

"Yıllardır çok sayıda devlet okulu ödenek yetersizliği nedeniyle sorunlarla baş başa bırakılırken, imam hatip okullarının ödenek talepleri anında yerine getirilmiştir."

 "Bugüne kadar özel okullar ve imam hatip okulları konusunda eğitimle ilgili hemen her konuda ayrımcılık yapmayı kendisine görev edinmiş olan Milli Eğitim Bakanlığı, bu konuda da ayrımcı uygulamalarını sürdürmüştür."

 Siyasi iktidarın yıllardır ?arka bahçesi? olarak gördüğü imam hatip okullarına yönelik ?pozitif ayrımcılık? her fırsatta karşımıza çıkmaktadır. Bandırma yerelinde de MİLLİ EĞİTİMİN yanlı tutumu görülmektedir. Mahallelerde gerek öğrenci yoğunluğu gerekse fiziki yetersizlik, depreme dayanıksız oluş nedeni ile ihtiyaç duyulan ek bina ve ana binalar ertelenip yapılmazken, var olan ve ihtiyaca fazlasıyla cevap veren imam hatip liselerine rağmen, fen lisesi yanına yeni bir İHL inşaatına başlanması, yine ilçemizde hiçbir kamu okuluna teşvik amaçlı broşür dağıtımı ve reklam yapılmazken, İmam hatip okulları için hem de kamunun parası ile teşvik kampanyaları yapılması, teog sınavında belli puanı aşan ve imam hatip liselerini tercih eden öğrencilere burs verilecek olması, aynı puanla diğer liseleri tercih eden öğrenciler için bu uygulamanın geçerli olmaması ayrımcılıktır."

"Türkiye´de hiçbir okul türü diğerlerine göre ayrıcalıklı olmamalı, MEB politika geliştirirken ve bu politikaları uygularken bütün eğitim kurumlarına eşit mesafede olmalıdır. 4+4+4 uygulaması ile birlikte imam hatip okulları sayısı neredeyse üç kat artarak 1150 okul sayısına ulaşmıştır. Yine 2013 ten bu yana özel okul sayısı iki kat artarak 10 000 0lmuştur. Yine 4+4+4 ile birlikte açık liselere yönelim (daha çok kız öğrenciler olmak üzere) iki kat artarak ciddi sayıya ulaşmıştır. Yine 4+4+4ile birlikte laik bilimsel demokratik yapıya sahip kamusal eğitimden hızla uzaklaşma sürecine girilmiştir. Atatürk ilkeleri ve Atatürk konuları müfredattan çıkarılması bu iktidar döneminde söylenmiştir."

"İlkokul ve anaokulları da dâhil kamu okullarında karma eğitimden vaz geçilme söylemi provası yapılmakta, bazı özel okullarda kız ve erkek öğrencileri ayırma uygulamasına geçilmiştir. Ülkenin dört bir yanında çeşitli dini vakıf ve cemaatler tarafından «dini eğitim» amacıyla açılan ve büyük bölümü ?kaçak? kreş benzeri kurumların sayısı belirgin bir şekilde arttırılmıştır."

"Devletin bilinçli bir şekilde boşalttığı eğitim alanı, adım adım dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslarla doldurulurken,"

"Başta bedelsiz arsa, bina tahsisleri ve yüklü bağışlarla gündeme gelen TÜRGEV ve yasa dışı olarak açtığı evlerde yaşanan çocuk istismarına zemin hazırlayan Ensar Vakfı olmak üzere, Hizmet Vakfı, Hayrat Vakfı, İHH, Furkan Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, Birlik Vakfı vb gibi dini vakıfların devlet okullarında ?değerler eğitimi? başta olmak üzere çeşitli konularda ders ve seminerler vermeleri, bağış toplamaları, dini içerikli yayınlarını okullarda dağıtmaları sağlandı."

"Doğrudan iktidar desteği ile büyüyen dini vakıf sistemi tıpkı bir örümcek ağı gibi bütün eğitim sistemini kuşattı."

"Çocuklarını okutmak isteyen yoksul aileler, kaçınılmaz olarak bu eğitim kurumlarına yönelirken, yoksul emekçi çocuklarından iktidarın ?dindar nesil? projesinin en temel hedefi haline geldi."

"Bilim, felsefe, sosyoloji derslerinin sayısı azaltılıp üniversitelerde ilgili branş bölümleri tercih edilmez hale gelmiştir. Açıkça görülen MEB in uygulamalarının aslında eğitimi piyasalaştırma, ranta açma, dini müfredat yapısına büründürerek, düşünmeyen sorgulamayan itaat eden bir nesil yetiştirme olduğu görülmektedir."

"TÜİK´in eğitim harcamaları araştırmasına göre, Türkiye´de eğitim harcamalarının yüzde 65´ini en zengin yüzde 20´lik kesim yaparken, en düşük yüzde 20´lik kesimin eğitim harcamaları içindeki payı sadece yüzde 2,2´dir. Yüzde 65´lik harcamayı yapan zengin kesimin harcamalarının çoğunlukla özel okullara gittiğini düşünürsek, özel okulları genel harcamalardan aldığı pay ortadadır."

"Türkiye´de yıllar içinde eğitime ayrılan bütçenin arttığı iddia edilirken, kamusal eğitim harcamalarının azalması ve cepten yapılan eğitim harcamalarının artması AKP iktidarının eseridir."

"Özel okullar ve vakıf okulları için her türlü kolaylığı sağlayan MEB kamu okullarını es geçerek itibarsızlaştırmakta, velileri özel okullara teşvik etme politikaları geliştirmektedir. Kamu okullarındaki ana harcamaları neredeyse velilerin sırtına yükleyip, kayıt parası ve aidat olarak velilerden para toplama zorunlu hale gelmiş, idareci ve öğretmenler veliler ile mali konularda karşı karşıya bırakılmış, hatta en iyi para toplayan öğretmen performansı yüksek öğretmen muamelesi görmektedir. Ana okulları daha içler acısı durum almıştır. Artık kamu anaokulların da parasız okuma olanağı kalmamıştır."

"Aday öğretmenlerin adaylıklarının kaldırılmasında uygulanacak sözlü mülakat, adayları baskı altına almaya yetmektedir. Adayların baskı ve yönlendirmeler ile yandaş sendikaya üye olmaya zorlanmaları ilçemizde de açıkça görülmektedir."

"Özellikle orta dereceli okullardaki eksik öğretmen ihtiyacı, güvencesiz olarak sözleşmeli ya da ücretli öğretmen çalıştırılarak karşılanmaktadır. Bu uygulama atama bekleyen binlerce öğretmene rağmen bilinçli olarak yapılmaktadır."

"Gülen Cemaat yapılarını tasfiye etmek amacı ile kapatılan dershanelerin yerine açılan temel liseler, okula benzemeyen fiziki koşulları ve sınava endeksli müfredatları ile daha büyük sorun yaratmıştır."

 "Okullarda ve diğer eğitim kurumlarında yıllardır üvey evlat muamelesi gören ve iş tanımı hala yapılmayan yardımcı hizmetlilerin, kadro bekleyen 4-C´li çalışanların, memur ve teknik personelin sorunları, üniversitelerde yaşanan soruşturma ve görevden almalar, her geçen gün artan akademik, idari sorunlar ve özellikle öğretmenlere yönelik mobbing uygulamaları ve baskılar gibi pek çok sorun geçtiğimiz eğitim öğretim yılına damgasını vuran diğer konu başlıkları olarak öne çıkmıştır."

"Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde ?siyasal ve sendikal referans? belirleyici olmuş, hükümete yakın sendika üyeleri eğitim yöneticisi olarak atanmıştır."

"Okul müdürlerinden 30 Haziran´a kadar 50 kriterden oluşan ?Performans Değerlendirme Formunu doldurmaları istenmiştir. Performans değerlendirme kriterlerinin uygulanmasında MEB´in ve siyasallaşmış kadrolarının ne kadar ?bilimsel? ve ?objektif? hareket edeceği tartışmalıdır. MEB, eğer eğitim sistemi için faydalı bir şey yapmak istiyorsa, eğitim emekçilerini bireysel performans değerlendirme tehdidi ile hizaya getirmek ve disipline etmekten derhal vazgeçmeli, uyguladığı eğitim politikalarının neden birer birer çöktüğünün yanıtını aramalıdır."

"AKP 657 sayılı devlet memurları yasasında değişiklikler yapabilmek için bahane üstüne bahane yaratmaya devam ediyor. Eğer yasa değişirse en başta iş güvencemiz yok edilecek, kamuda özelleştirme önü açılacak, sendikal örgütlenme engellenecek, tamamen iktidarın memuru konumuna getirileceğiz. Kamu personel yasasını koruma ve toplum yararına uygun hale getirme kazanılmış haklarımız yapılan saldırılar ancak birleşik mücadele ve karşı duruş ile olacaktır."

"Milli Eğitim Bakanlığı´na çağrımız tüm toplumun ve öğrencilerin geleceğini doğrudan olumsuz etkileyecek politika ve uygulamalara derhal son verilmesidir. Bunun için öncelikle hiçbir öğrencinin not ya da sınav baskısı altında kalmadan, kendi ilgi ve yetenekleri doğrultusunda, hangi alanda okuyacağına kendisinin karar vereceği bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır."

"Öğretmenler arasında kabul görmeyen, uygulandığında büyük sorunlar yaşanmasına neden olacak zorunlu rotasyon uygulaması, eğitimin niteliğini de geliştirmeyecektir. Birçok uygulamada olduğu gibi MEB ben yaptım oldu anlayışından çok, yapılan uyarı ve eleştirileri dikkate almalı zorunlu rotasyon uygulamasından vazgeçmelidir."

"Okul öncesi eğitimden başlayarak eğitim yatırımlarına, ders kitaplarının hazırlanmasından eğitim yöneticilerinin belirlenmesine; sınıf mevcutlarından eğitimin laik, bilimsel ilkeler doğrultusunda verilmesine, demokratik ve kamusal yönünün geliştirilmesine özen gösterilmelidir. Derslik, okul, öğretmen açıklarından eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar, eğitimin hemen her alanında köklü bir değişime gereksinim vardır."

"Kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel eğitimin önündeki engellerin kaldırılması için somut adımlar atılmalı, eğitimi ticarileştirme ve dinselleştirme adımlarına derhal son verilmelidir."

"Son yıllarda karma eğitimin hedef haline getirilerek, sınıfların cinsiyete göre ayrılması, sübyan mektebi uygulamaları,  ders kitaplarının içeriğinin dinselleştirilmesi, dini vakıf ve cemaatlerin MEB onayı ile okullarda dini propaganda faaliyetleri içine girmesi, kütüphane ve laboratuvarların kapatılarak mescide dönüştürülmesi gibi laik-bilimsel eğitim anlayışıyla çelişen uygulamalardan da derhal vazgeçilmelidir."

"Öğrencilere milli kültür ve değerlerini koruma ve yaşatma yanında evrensel insani değerlerinde kazandırılması gerekir."

"Eğitim bütün insanlar için cinsiyeti, etnik kimliği, dili, inancı ne olursa olsun temel bir insan hakkı olarak görülmeli, herkes eğitim hakkından eşit koşullarda ve parasız olarak yararlanmalıdır?"

"Eğitim sistemi etnik ayrımcı, dışlayıcı, cins ayrımcı, farklı kültürleri yok sayan, piyasa değerlerini yücelten tüm öğelerden arındırılmalıdır?"

"Eğitim süreci egemen ideolojinin değil, özgür düşüncenin önünü açacak, çocukların zihinsel gelişimlerine yardımcı olacak biçimde yeniden düzenlenmelidir?"

"Eğitimde ve toplumsal yaşamda her türlü inanç istismarına son verilmeli, devlet bütün inançlar karşısında eşit ve tarafsız olmalıdır?"

                      Eğitim-Sen         Türk- Eğitim-Sen         Eğitim-İş

 /resimler/2016-6/23/1156492963842.jpg




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —