Tarih: 11.06.2020 23:49

ÇARE İSLÂM’A BAĞLANARAK KUR’ÂN’IN GERÇEK AYDINLIĞINDA YÜRÜMEK…

Facebook Twitter Linked-in

               Irkçılığı Körükleyenler:

                İslâmın dışında olan hiçbir topluluk, Müslümanlara dost olamaz, Ehl-i Kûfür, kötülükte ve Müslümanlara karşı olmakta tek millet olduğuna göre olanlar, Müslümanların huzura kavuşmalarını maddî refaha ermelerini aslâ istemezler.

                İslâm ülkelerini muhtelif şekillerde parçalayıp bölmek ve neticede yıkmak için ellerinden gelen bütün hilelerini denerler. Onları inançlarından ahlâk ve fazîletlerinden koparmaya çalışırlar. Dünyanın kurulduğu günden beri bu, böyle devam etmiş ve kıyâmete kadar da böyle bir şekilde devam edecektir!

Meselâ: İnanmayanlar, bütün Peygamberlere karşı gelmişler, tebliğlerini kabul etmedikleri gibi, kabul edenlerin aralarında da tefrîkalar yerleştirerek yıkmaya ve bozmaya çalışmışlardır…

Şu hususu iyice bilmeliyiz ki, İslâm’a inanmayan hiçbir şahıs -BABANIZ DAHİ OLSA- bizlerin kat’i olarak asla dostu olamaz…

                Sabık İngiliz Başbakanı Gladiston, bir zamanlar eline Mukaddes Kitabımızı Kur’ân-ı Kerim’i alarak kendi parlamentosuna şu çok mühim hitâbet de bulunmuş;

                “Gerçek şu ki; Bu Kitap, Müslümanların elinde bulunduğu müddetçe bizim o memlekette tutunmamız asla mümkün olmayacaktır.

Yapılacak en mühim iş şudur:

Önce onların göğüslerindeki imanı zayıflatmak ve sonra da ellerindeki Kur’ân’ı tahrif etmektir” demiştir.

                Evet, iç ve dış düşmanlarımız bizleri birbirimizden ayırarak yıkmak, parçalamak ve bölmek için yıllarca çalıştılar ve hâlâ da çalışmaktadırlar…

                Onlar, Müslümanları bir araya getiren en mühim bağın Din ve Kur’ân olduğunu çok iyi bilmektedirler. Onun içinde önce bizi onlardan soğutmak istemektedirler. Çünkü inananlar Kur’ân’dan uzaklaşırlarsa, parçalanmaları, yutulma ve yıkılmaları çok kolay olur.

                Fakat, Kur’ân’ın emirlerine sarılan ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yolunda giden imanlı toplulukları hiçbir kuvvet yıkamayacaktır.

                Vatan ve Din düşmanlarımız, bu necîp milleti yıkmak için aramıza çeşitli FİTNE-FESAT tohumları ekmeye çalışmaktadırlar. Şu anda bunların en korkunçlarından biri de şüphesiz ki IRKÇILIK mevzudur. Onlar, (Türk’ün Çerkez’den, Arnavut’tan vs.) üstün olduğunu ve buna benzer şeyleri ileri sürerek parçalamak istiyorlar. Onun için de -çok acı bir hakîkat olarak- yurdumuzda PKK ve IŞİD TERÖR ÖRGÜTLERİ tarafından halen KÜRTÇÜLÜK ve TÜRKÇÜLÜK gibi KAVMİYETÇİLİK taassubunu körüklemeye çalışmaktadırlar. Onlar, bu hususu bizi sevdikleri için değil, bizleri yıkmak için yapmaktadırlar. Dilleri Türkçe olan kardeşlerimize; “SİZ TÜRKLER ÜSTÜN BİR MİLLETSİNİZ, SİZ DİĞER IRKLARDAN DAHA KAHRAMAN BİR KAVİMSİNİZ…” gibi şöylemler söyleyerek diğer ırkların aleyhinde

 -BİZLER HİÇ FARKINDA OLMADAN- kışkırtılmak istenmektedir.

Dilleri Kürtçe olan kardeşlerimize de, “Kürtlerin niçin bağımsız bir ülkesi olmasın? Niçin kendi dillerine göre tedrîsât yapan müesseseleri olmasın?..” ( v.b.) gibi sözlerle onları da isyana ve tefrikaya sürüklemek istemektedirler. Yarın da belki dilleri başka olan kardeşlerimize bunlara benzer söylemler söyleyerek empoze etmeyeceklerinin kimse garantisini veremez!

                Türk vatanını yurdunu, Din ve Allah’ını seven hiçbir Müslüman bu şekildeki iç ve dış düşmanların provokasyonlarına sözlerine aldırmamalı ve şunu iyice bilmelidir ki, bu söylemler dost tavsiyesi değil yaşadın ülkeyi parçalama senaryolarıdır. Düşmanlara bu hususta da fırsat vermemeli ve kurdukları hîleli oyunun tuzağına ağına düşülmelidir!..

                Maalesef ne yazık ki; Türkiye’de milliyetçilik hareketleri İttihatçılar zamanında, çoğu MASON alt yapılı olan İTTİHATÇILAR tarafından getirilmiş ve bunun etki kuvvetiyle telkinlerle geliştirilip desteklenmiştir. (Ne gariptir ki, bunların çoğu da aslen Türk Irkından değildir):

                “-Efendim; Arap, Arap Milliyetçiliği; Arnavut, Arnavut Milliyetçiliği (ilhâ).. yapıyor da biz neden Türk Milliyetçiliği yapmıyoruz? Biz de Türk Milliyetçiliği yapacağız…” diyorlardı. (*) (İslâmî Hareket ve Türkeş, Bekir Berk, sayfa 86).

                Tarihi incelediğimiz zaman, bilhassa Yahudi, Mason ve hegemonyası, milletlerin iç içlerine her zaman burunlarını soktuklarını görmekteyiz… Siyonist menfaatlere uymayan herşey, onlara göre yok edilmelidir!

                Onları korkunç Masonik Plânlarını, Siyonistlerin menfaatleri yolunda tatbik ediliyordur beklide günümüzde.

El altından kiralık ajanlar vasıtasıyla onlar sayesinde akla ve hayâle gelmedik plânlar uygulanıyor olabilir. İşte onların korkunç plânlarından birisi de IRKÇILIK TAASSUBUDUR.

                Yahudi, bükemediği eli öper görünür, fakat onu görünmeden sokmaya ve kesmeye çalışan bir dessâs (çok desiseci) mel’undur…

                Onun için her Müslüman, milletleri maddeten ve mânen yıkmak parçalamak isteyen Mason desiseleriyle; (Gizli hile, oyun.) ülkeleri esîr etmek isteyen Allahsız Komûnizm ve Mason ve Emperyalist plânlarını çok iyi bilmeli ve tuzaklarına düşmemeye çalışmalıdır…

                HER ÜÇÜNÜN TEHLÎKESİ DE MİLLETLER İÇİN KORKUNÇTUR!..

                Sonuç olarak tedbir ve çâre ise, İslâm’a bağlanarak Kur’ân’ın gerçek aydınlığında yürümektir ve kavmiyet üstünlüğü boğuşmalarını bırakarak, Kur’ân’ın gölgesinde kardeş olarak yaşamaktır..

                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne diyor?

                “Kim bizim bu yolumuza aykırı bir yenilik yaparsa, o kimse ebediyen lânetlenmiştir.” (Buharî-Müslîm)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —