Bayraktar, üretici market fiyatlarını değerlendirdi?

Bayraktar, üretici market fiyatlarını değerlendirdi?

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -?Bin bir emekle üretilen ürünler, tarlada yok fiyatına satılırken, marketlerde 5-6 kata varan fiyat farkıyla tüketicilerimize ulaşmaktadır?

TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-?Bin bir emekle üretilen ürünler, tarlada yok fiyatına satılırken, marketlerde 5-6 kata varan fiyat farkıyla tüketicilerimize ulaşmaktadır?

-?Yıllardır vurguladığımız tarladan markete fiyat farklarının ana gündem konusu haline gelmesi ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından da sahiplenilmesi, tedbir alınmasını istemesi bizim açımızdan önemli gelişmedir?

-?Üretici örgütlerinin pazar payı ülkemizde binde 4 iken, Avrupa Birliği genelinde bu oran yüzde 47´ye, Hollanda´da da yüzde 95´e ulaşmaktadır?

-?Gübrede sodyum ve potasyum nitrat gübrelerinin satışının serbest bırakılması, kalsiyum amonyum nitrat gübresinin kullanımına kontrollü olarak izin verilmesi yerinde bir karardır?

-?Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı kuru kayısıda yüzde 398,33 oldu. Kuru kayısından sonra fiyat farkı sırasıyla elmada yüzde 360,95, portakalda yüzde 320,83´yi buldu?

-?Kuru kayısı 5 kat, elma 4,6 kat, portakal 4,2 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır?

-?Üreticide 6 lira olan kuru kayısı markette 29 lira 90 kuruş, 67 kuruş olan elma 3 lira 9 kuruş, 52 kuruş olan portakal 2 lira 19 kuruştur?

-?Çiftçimiz, istikrarlı, yeterli, geçinebileceği bir gelir elde etme peşindedir. Üretim için bütün fedakârlığı gösteren çiftçimiz, fahiş kar değil, verdiği emeğin karşılığını almak, ailesini kimseye muhtaç olmadan geçindirmek istiyor?

-?Süt tozu alımı olmasaydı süt fiyatları 60-70 kuruşa kadar düşebilirdi. Et ve sütte bir müdahale kurumu açılması için 2 sene mücadele verdik.

Biz ?Et ve Süt Kurumu devreye girmeli´ dediğimizde bazıları dudak büküyordu. Ama bugün ne kadar önemli bir kurum olduğu ortaya çıktı?

-?Bazı ülkelerde örnekleri var. Devlet şirket kuruyor. Ve bu şirketleri profesyonelce idare ediyor. Ülkemizde de devlet şirket kursun, bu şirketlere bizler de üretici örgütleriyle ortak olalım. Hep beraber bu şirketleri idare edelim?

-?Ürünleri alalım, işleyelim, katma değer katalım, pazarlayalım?

/resimler/2017-2/1/2342515024445.jpg

Ankara ? 01.02.2017 ? Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bin bir emekle üretilen ürünlerin, tarlada yok fiyatına satılırken, marketlerde 5-6 kata varan fiyat farkıyla tüketicilere ulaştığını bildirerek, ?Yıllardır vurguladığımız tarladan markete fiyat farklarının ana gündem konusu haline gelmesi ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından da sahiplenilmesi, tedbir alınmasını istemesi bizim açımızdan önemli gelişmedir? dedi.

Bayraktar, Birlik Merkezi´nde düzenlediği basın toplantısında, gıda ve gıda fiyatlarının son yıllarda dünyanın en öncelikli gündem maddelerinden birini, hatta çoğu zaman ilkini oluşturduğunu belirtti. Konunun ülke açısından da taşıdığı önemi dikkate alarak Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her ay tarladan markete kadar oluşan gıda fiyatlarını mercek altına aldıklarını ve kamuoyunun bilgisine sunduklarını vurgulayan Bayraktar, bunda amaçlarının hem üreticinin emeğini korumak hem de haksız kazançların önüne geçerek tüketicilerin makul fiyatlarla gıdaya ulaşmasını sağlamak olduğunu kaydetti.

İçinde bulunulan tarımsal üretim döneminin kuraklıkla başladığını, tarımsal üretim için yeterli yağışın alınamadığı Ekim, Kasım aylarının ardından, Kasım ayının son günlerinde gerçekleşen yağışların yol açtığı selin, Ayvalık ve Dikili ilçelerinde dikili alanlarda ve zeytin ağaçlarında hasara ve hayvan ölümlerine neden olduğunu belirten Bayraktar, şunları söyledi:

?Aralık ve Ocak aylarında ülke genelinde devam eden kar yağışları tarımsal üretim açısından sevindirici olsa da aşırı ve uzun süreli kar yağışı bazı alanlarda afetlere de yol açtı. Bu aylarda en fazla zarar, serada üretimin yoğun olarak yapıldığı Mersin İlimizde gerçekleşti. Mersin İlimizde yaşanan aşırı kar yağışının yanı sıra sel, fırtına, hortum önemli ölçüde hasar ve zarara sebep olurken, İzmir, Burdur, Sakarya, Muğla, Isparta başta olmak üzere çeşitli illerimizde de aşırı kar yağışı seraların yıkılmasına içindeki ürünlerin zarar görmesine yol açtı. Ayrıca zeytinciliğin önemli gelir kaynağı olduğu Balıkesir İlinin Erdek ilçesinde gerçekleşen aşırı kar yağışı zeytin ağaçlarının dallarının kırılmasına neden oldu.

Aralık ve Ocak aylarında hava sıcaklıklarının normallerin altında gerçekleşmesi ve ülke genelinde kar yağışlarının fazla olması yurdun pek çok yerinde üreticinin tarlasına girememesine ürünlerin kar altında kalmasına sebep olmuş, hasat zorlaşmıştır. Ayrıca, kar yağışı nedeniyle yolların kapanması, büyükşehirlere ürün sevkiyatında hem kesintilere neden olmuş hem de taşıma maliyetlerini artırmıştır.

Açık alandaki sebzelerin kar altında kalması, yaşanan afetlerden dolayı seraların ve seradaki ürünlerin zarar görmesiyle birlikte arzda daralma görülmüştür.

Düşük hava sıcaklıkları nedeniyle narenciyede meydana gelen don, üründe kalite kayıplarına yol açmıştır.?

-?2007 yılından bu yana fiyat farkı üzerinde hassasiyetle durduk?-

Üretmekten başka çıkış yolu olmayan üreticilerin, tam bir üstü açık fabrika olan tarlalarında, bahçelerinde kar kış demeden üretime devam ettiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

?Bin bir emekle üretilen ürünler, tarlada yok fiyatına satılırken, marketlerde 5-6 kata varan fiyat farkıyla tüketicilerimize ulaşmaktadır. Üreticiden tüketiciye artan fiyattan üreticilerimiz yaralanamadığı gibi tüketicilerimiz de bu ürünleri pahalıya tüketmek zorunda kalmaktadır. 2007 yılından bu yana yaptığımız açıklamalarla yaşanan fiyat farkının makul seviyelere çekilmesi üzerinde hassasiyetle durduk. Konuyu ülke gündemine taşıdık.

Yaptığımız açıklamalar hükümetimiz nezdinde de yankı buldu. 2014 yılı Aralık ayında Başbakanlık genelgesi ile Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi kuruldu.

Yıllardır vurguladığımız tarladan markete fiyat farklarının üreticilerimiz ve tüketicilerimiz açısından taşıdığı öneme binaen ana gündem konusu haline gelmesi ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından da sahiplenilmesi, tedbir alınmasını istemesi bizim açımızdan önemli gelişmedir.

Bu konu, en son Gümrük ve Ticaret Bakanımız Bülent Tüfenkci tarafından da dile getirildi. Bütün bunlar, çözüm için bizi umutlandırmıştır. Gümrük ve Ticaret Bakanımız Bülent Tüfenkci´nin, üretici örgütlerine alım ve satım işlemlerinde KDV ve stopaj muafiyeti sağlayacaklarını, tasnifleme ve ambalajlama üniteleri ve nakil vasıtaları yatırımlarını teşvik edeceklerini ifade etmesi sevindirici bir gelişmedir. Sayın Bakanın, zincirin en zayıf halkasının üreticilerimiz ve üretici örgütlerimiz olduğunu vurgulaması, üreticilerimizin ürettiği ürünün fiyatının belirlenmesinde söz sahibi olmadığını belirtmesi, fırsatçılığa dikkat çekmesi bizim görüşlerimizle birebir uyuşmaktadır.

/resimler/2017-2/1/2343505494388.jpg

-?Üretici örgütleri gelişmiş ülkelerde çok güçlü?-

Bilindiği gibi üretici örgütleri gelişmiş ülkelerde çok güçlüdür. Tarladan markete bütün aşamalarda ağırlıklarını hissettirirler. Üretim planlaması yaparlar, pazarlamayı gerçekleştirirler, üreticiye ucuz girdi temin ederler, ürüne katma değer kazandırırlar, piyasaya düzenli ürün arzı sağlarlar, fiyatta ve üretici gelirlerinde istikrarı temin ederler. Üretici örgütlerinin pazar payı ülkemizde binde 4 iken, Avrupa Birliği genelinde bu oran yüzde 47´ye ulaşmaktadır.

Ülkemizde 482 adet üretici örgütü belgesi verilmiş olan kooperatif ve birliklerden sadece 54 tanesi işlem yapabilmektedir.

Tarım ürünleri piyasasındaki rakiplerimizden İspanya´da üretici örgütlerinin pazar payı yüzde 50´leri aşarken, Hollanda´da bu oran yüzde 95´e ulaşmaktadır.?

-Market ve üretici fiyatlarındaki değişim-

Ocak ayında, markette 38 üründen 11´inde, üreticide ise 34 üründen 19´unda fiyatların azaldığını veya değişmediğini, marketlerde fiyatı azalan veya değişmeyen ürünlerin toplam ürünlere oranının yüzde 29 iken, üreticide yüzde 56´yı bulduğunu belirten Bayraktar, şöyle dedi:

?Market fiyatlarında Ocak ayında, 5 üründe fiyat değişimi görülmezken, 6 üründe azalma, 27 üründe ise fiyat artışı oldu. Ocak ayında market fiyatlarında maydanoz, mısırözü yağı, toz şeker, kuru kayısı ve süt fiyatında değişim görülmezken, fiyat düşüşü yüzde 17,12 oran ile en fazla yumurtada meydana geldi. Yumurtadaki fiyat düşüşünü yüzde 12,96 ile karnabahar, yüzde 7,75 ile salatalık, yüzde 7,01 ile portakal, yüzde 5,37 ile lahana, yüzde 4,23 ile patlıcan izledi. Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 34,95 ile mandalinada oldu. Mandalinadaki fiyat artışını yüzde 28,85 ile kabak, yüzde 25,80 ile sivri biber, yüzde 22,41 ile limon, yüzde 19,98 ile domates, yüzde 14,19 ile elma, yüzde 11,99 ile havuç takip etti.

Üretici fiyatlarında, Ocak ayında, 12 üründe fiyat değişimi olmazken, 7 üründe azalma, 15 üründe fiyat artışı görüldü. Ocak ayında üretici fiyatlarında domates, marul, maydanoz, elma, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru kayısı, kuru incir ve Antep fıstığında değişim olmazken, patlıcan yüzde 26,64 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün oldu. Bu ürünü yüzde 26,39 ile salatalık, yüzde 20,49 ile yumurta, yüzde 16,20 ile lahana izledi. Ocak ayında üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 45,42 oran ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 39,86 ile mandalina, yüzde 24,96 ile sivri biber, yüzde 17,02 ile yeşil soğan, yüzde 14,29 ile pırasa, yüzde 10,96 ile havuç takip etti.?

/resimler/2017-2/1/2344297370165.jpg

-Fiyat değişimlerinin nedenleri-

Üreticide fiyatı artan ürünlere bakıldığında, en fazla fiyat artışının kabak, mandalina, sivri biber ve yeşil soğanda görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları söyledi:

?Kabak, sivri biber ve yeşil soğanda içinde bulunduğumuz dönem itibarıyla arz örtü altından sağlanmaktadır. Bu ürünlerde hasat edilen ürün miktarındaki azalmaya bağlı olarak fiyatlarda artış yaşanmıştır. Mandalinada ise hasadın sonuna yaklaşılmasının yanı sıra arzın depolardan sağlanmaya başlaması fiyatlarda artışa yol açmıştır. Üreticilerde fiyatı düşen ürünlere baktığımızda özellikle Aralık ayından sonra üretim bölgelerinde havaların güneşli gitmesiyle birlikte patlıcan ve salatalıkta olgunlaşmanın hızlanması fiyatlarda düşüşe yol açmıştır. Lahanada ise hasadın yoğun olduğu bir dönem olması, fiyatlarda gerilemeye yol açmıştır.

Örtü altı yetiştiriciliğimizin ana ürünlerinden biri olan domateste fiyatlar geçen aya göre değişmemiştir.

-Yumurta fiyatları-

Ukrayna ve Bulgaristan´da yaşanan kuş gribi vakaları nedeniyle Aralık ayında yumurtada ihracat patlaması fiyatları üreticide yüzde 45,82, markette yüzde 25,86 artırmış, üreticide 25 kuruştan 37 kuruşa, markette 39 kuruştan 49 kuruşa yükseltmişti. Ocak ayında yumurtada ihracatın normale dönmesiyle, fiyatlar da düzelerek üreticide yüzde 20,49, markette yüzde 17,12 azaldı ve üreticide 37 kuruştan 29 kuruşa, markette 49 kuruştan 40 kuruşa indi.

-Çiğ süt fiyatları-

Üreticide ortalama çiğ süt fiyatı, Ocak ayında 1 lira 4 kuruştan 1 lira 8 kuruşa çıktı. Bilindiği gibi, 2,5 yıl aranın ardından Aralık ayında brüt çiğ süt tavsiye fiyatı sadece 6 kuruş artışla 1 lira 15 kuruştan 1 lira 21 kuruşa yükseltildi. Yalnız, bu artış yapılırken süte kalite kriterleri getirilmiş, yüzde 3,5 yağ ve yüzde 3,1 protein olan çiğ süt için bu fiyat açıklanmıştır. Bu fiyattan soğutma, toplama ve diğer hizmetlerle ilgili masraflar da kesilmektedir. Bu tutar da 8-9 kuruşu bulmakta, tavsiye fiyatı uygulansa bile üreticinin eline 1 lira 12 kuruş-1 lira 13 kuruş net para kalmaktadır.

Zaten tavsiye fiyatı birçok yerde uygulanmıyor, buralarda 1 lira hatta 90-95 kuruşa fiyatla da çiğ süt satılıyor. Görünen o ki çiğ süt tavsiye fiyatına yapılan 6 kuruşluk artış bile üreticimize yansımamış üretici fiyatları sadece 4 kuruş artmıştır. Gerekli önlemler alınmalı, hiç olmazsa tavsiye fiyatı net olarak uygulanmalı ve üreticimizin 1 lira 21 kuruştan süt satması sağlanmalıdır. Bunun yanı sıra, bazı firmaların çeşitli gerekçelerle üreticilerin süt bedellerini 3-4 ay geciktirmesi ve ödememesi önemli bir sorun olmaya devam etmektedir.?

-Gübre-

Gübrede sodyum ve potasyum nitrat gübrelerinin satışının serbest bırakılmasının, kalsiyum amonyum nitrat (CAN yüzde 21-26) gübresinin kullanımına kontrollü olarak izin verilmesinin yerinde bir karar olduğunu vurgulayan Bayraktar, ?Bu düzenleme, çiftçimizin, özellikle seralarda ve damla sulamada kullandığı amonyum nitratın (yüzde 33) yasaklanmasıyla ortaya çıkan azotlu gübre ihtiyacını karşılayacaktır. Satışı serbest bırakılan sodyum nitrat gübresi uzun süreli kullanımlarda toprakta çoraklaşmaya neden olmaktadır. Bu gübre kullanımı konusunda çiftçimiz, daha duyarlı olmalıdır. Potasyum nitrat gübresi pahalı bir gübredir. Tarla ziraatında geniş alanlarda kullanılmamalıdır. Bahçe tarımında kullanılması daha uygundur? dedi.

-Mazot-

Dolardaki artışın tarımsal üretimde önemli bir girdi olan mazot fiyatlarını olumsuz etkilediğini belirten Bayraktar, ?Ocak ayları itibarıyla mazot fiyatları son bir yılda, yüzde 37,8 artışla 3 lira 41 kuruştan 4 lira 70 kuruşa çıkmıştır. Tarımsal üretimde kullanılan mazotun bedelinin yarısının devlet tarafından karşılanacağının açıklanması, çiftçimiz açısından son derece hayati bir konudur. Bu karar bir an önce uygulamaya girmeli, çiftçimizin yükü hafifletilmelidir? diye konuştu. 

-Elektrik-

Sulama, seracılık ve hayvancılığın gelişmesiyle tarımda elektrik kullanımının arttığını bildiren Bayraktar, tarımda kullanılan elektrikte birim fiyatın düşürülmesi bakımından; uygulanmakta olan pay ve fonlar ile yüzde 18 KDV´nin, gübrede olduğu gibi sıfırlanması, hayvancılık işletmelerimizin indirimli tarifeden elektrik almalarının sağlanması, elektrik borçlarının desteklerden kesilmesiyle ilgili uygulamanın kaldırılması gerektiğini belirtti.

-Rusya ambargosu-

Üreticilerin zorlu bir dönemden geçtiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

?Olumsuz hava koşullarıyla mücadele etmeye çalışan üreticilerimiz, bir yandan da pazarlama sorunlarıyla boğuşmaktadır. Rusya´nın uygulamış olduğu ambargo portakal, mandalina, kayısı, şeftali ve erikte kaldırılmıştır. Ambargonun tüm ürünlerde olmasa da bazı ürünlerde kalkması ve ihracatın başlaması çiftçimizi bir nebze olsun rahatlatmıştır. Ancak örtü altı yetiştiriciliğimizin ana ürünü olan domateste ambargo devam etmektedir. Domatesin yanı sıra üzüm, elma, lahana, brokoli, salatalık, armut, çilek, soğan, karanfil, tavuk ve hindi etinde ambargo sürmektedir. Ambargo üreticimizi çok kötü etkiledi. Uğradığımız döviz kaybı nedeniyle ülke ekonomisi de bu durumdan büyük zarar gördü. 2016 yılında Rusya´ya yaş sebze ve meyve ihracatımız yüzde 62,1 azaldı. Bu alanda, 2015 yılında Rusya´ya 875,4 milyon dolarlık ihracatımız vardı, 2016 yılında bu rakam 543,7 milyon dolarlık azalmayla 331,7 milyon dolara indi. Rusya ile daha sıkı ilişkiler kurularak sorun çözülmeli, tüm ürünlerde ambargo kaldırılmalıdır.

-Rus buğdayında fusarium kaynaklı toksin iddiaları-

Yeri gelmişken, son günlerde gündemde olan bir konuya da değinmek istiyorum. Rus buğdayında bir mantar hastalığı olan fusariumdan kaynaklı toksinlerin bulunduğu ve bunun tolerans sınırlarını aştığı takdirde insan sağlığına da olumsuz etkileri olabileceği iddiaları basında yer almıştır. Ülkemiz Rusya´dan önemli miktarda buğday ithal etmektedir. 2016 yılında bu ülkeden 2,5 milyon tonu aşkın buğday ithal ettik ve 491 milyon dolar döviz ödedik. Kaliteli buğday açığımızı ithalatla karşılıyor, aldığımız buğdayın çok büyük bölümünü işliyor, un, makarna, irmik, bisküvi gibi gıda sanayi ürünlerine dönüştürüyor ihraç ediyoruz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın, bu ülkeden ithal ettiği buğdayda fusariumdan kaynaklı toksin değerlerini analiz edeceğinden kuşkumuz bulunmamaktadır. Eğer olumsuz bir durum ortaya çıkarsa eminiz ki Rusya´dan buğday alımı durdurulur.?

-Fiyat makası-

Üretici market fiyat makasındaki açıklığın Ocak ayında da devam ettiğini bildiren Bayraktar, şöyle konuştu:

?Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla kuru kayısı, elma, portakal, kuru soğan, marul, kuru incirde yaşandı. Üretici ve market arasındaki fiyat farkı kuru kayısıda yüzde 398,33 oldu. Kuru kayısından sonra fiyat farkı sırasıyla elmada yüzde 360,95, portakalda yüzde 320,83, kuru soğanda yüzde 303,11, marulda 262,79, kuru incirde yüzde 245,62´yi buldu. Kuru kayısı 5 kat, elma 4,6 kat, portakal 4,2 kat, kuru soğan 4 kat, marul 3,6 kat, kuru incir 3,5 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır. Bugün üreticide 6 lira olan kuru kayısı markette 29 lira 90 kuruş, 67 kuruş olan elma 3 lira 9 kuruş, 52 kuruş olan portakal 2 lira 19 kuruş, 30 kuruş olan kuru soğan 1 lira 21 kuruş, 76 kuruş olan marul 2 lira 76 kuruş, 6 lira 50 kuruş olan kuru incir 22 lira 47 kuruştur.

Bu konuda yapılan açıklamalar, çalışmalar son derece önemlidir. Üretici ile market arasındaki fiyat farkını makul seviyelere çekemezsek tarımda sürdürülebilirliği sağlayamayız. Çiftçimiz, istikrarlı, yeterli, geçinebileceği bir gelir elde etme peşindedir. Üretim için bütün fedakârlığı gösteren çiftçimiz, fahiş kar değil, verdiği emeğin karşılığını almak, ailesini kimseye muhtaç olmadan geçindirmek istiyor. Tüketicimizin de makul fiyatlardan ürün tüketmesi üreticimizin en büyük dileğidir.

-Üretici-market fiyat farkını azaltmak için neler yapılmalı-

Bu çerçevede üretici-market fiyat farkını azaltmak için;

ürün üreticinin elinden çıkıp tüketiciye ulaşana kadar ki uzun zincirin tüm halkaları gözetim altında tutulmalıdır.

Nakliye, ambalajlama ve depolama maliyetleri desteklenmelidir.

Pazarlama kanallarının sayısı azaltılmalı, disipline edilmelidir.

Kooperatifler ve üretici birlikleri mali ve idari yönden güçlendirilmeli, fonksiyonel hale getirilmelidir.

Üretici örgütlerinin, pazar analizi yapabilen, piyasaları özellikle dünya piyasalarını takip eden profesyonel kadrolarla ve yöneticilerle idare edilmesi sağlanmalıdır.

Tüketici örgütleri güçlendirilmeli, piyasayı kontrol edebilecek duruma getirilmelidir.

Üretim planlaması yapılmalıdır.

Yapısal sorunlar çözülerek, girdi fiyatları makul seviyelere çekilerek üretim maliyetleri düşürülmeli, verimli üretimle üretici gelirleri artırılmalıdır.?

-Sütte ESK´nın rolüyle ilgili soru-

Şemsi Bayraktar, bir gazetecinin, ?sütte üreticinin eline geçen paradan bahsettiniz. Şu anda Tarım Bakanlığı, Et Süt Kurumu (ESK) yoluyla müdahalede bulunuyor mu? Gerektiğinde bulunacağız devam edeceğiz demişti. Neler yapılması gerekiyor bunun için? şeklindeki sorusunu şöyle yanıtladı:

?ESK, ihtiyaç olduğunda, üretici birlikleri yoluyla süt tozu alımı yapıyor. Zaten süt tozu alımı olmasaydı süt fiyatları 60-70 kuruşa kadar düşebilirdi. Et ve sütte bir müdahale kurumu açılması için 2 sene mücadele verdik. Hatta buna dönemin bazı bakanları imza koymadı. Ona rağmen onları da ikna ettik. Ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak Et ve Balık Kurumu´nun Et ve Süt Kurumu haline dönüştürülmesini sağladık. Biz ?Et ve Süt Kurumu devreye girmeli´ dediğimizde bazıları dudak büküyordu. Ama bugün ne kadar önemli bir kurum olduğu ortaya çıktı.

Özellikle temel gıda maddelerinde hem üreticinin hem tüketicinin korunabilmesi ve piyasanın regüle edilmesi açısından müdahale kurumlarına ihtiyaç var. Gelişmiş ülkelerde baktığımızda gerek ette gerek sütte değişik alanlarda müdahale kurumları var. Bu şekilde piyasaya giriyorlar, üreticiyi ve tüketiciyi koruyorlar. Bunu ülkemizde de yapmalıyız. Fındık, kayısı, incir, üzüm gibi çok önemli ürünlerimiz var. Bu ürünler, ekolojik üstünlüğe bağlı olduğumuz ve dünyada rakipsiz olduğumuz ürünlerdir. Bunları koruyamıyoruz. Niye? Çünkü piyasada istikrarı sağlayamıyoruz. Hem üretici hem tüketici zaman zaman mağdur oluyor, zarar görüyor. Üretimde bir problem yok. Bu ürünleri ham olarak ihraç ediyoruz. Bunları işlemeli, katma değer katmalıyız.

-?TMO garantörlüğünde üretici örgütleri kredi bulup, piyasaya girebilir?-

Hatta geçenlerde konuyla ilgili yaptığımız basın açıklamamızda bir öneride bulunduk. Devlet, üretici örgütlerini destekleyebilir. Toprak Mahsulleri Ofisi´nin (TMO) garantörlüğünde üretici örgütleri kredi bulabilir. Ve buldukları bu krediyle piyasaya girebilir. Alım yapabilir, soğuk hava zincirini kurabilir. Piyasaya malı talebe göre arz edebilir. Kanada´da hatta Avrupa´nın bazı ülkelerinde örnekler var. Devlet bu alanda şirketler kuruyor. Ve bu şirketleri profesyonelce idare ediyor. Ülkemizde de devlet şirket kursun. Bu şirketlere bizler de üretici örgütleriyle ortak olalım. Hep beraber bu şirketleri idare edelim. Bu ürünleri alalım, işleyelim, katma değer katalım, pazarlayalım. Biraz daha üretici örgütlerini ön palana çıkarmamız lazım.

-Devlet şirket kursun-

Ben Hollanda´ya gittim. Üretici örgütlerinin pazardaki payı Hollanda´da yüzde 95 düzeyinde. Örgüt, üreticiden malı alıyor, ambalajlıyor, paketliyor sadece iç piyasaya değil dünya piyasalarına ihraç ediyor. Planlamayı da yapıyor. Pazarlama sorunu da yok ve üretimi sürdürülebilir kılıyor. Bu çok önemlidir. Türkiye´de niye üretimi sürdürülebilir kılamıyoruz. Planlama yok, üretici örgütleri güçlü değil. Devletin bu alanda şirketleşmesi söz konusu değil. Üretici örgütlerini içine alan bir şirket modeli de şuan bulunmuyor. Planlama olmadığı için arz ve talebin dengesi zaman zaman bozuluyor. Bir bakıyorsunuz ürün para etmiyor, bir bakıyorsunuz ertesi yıl ürün para ediyor. Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Allah korusun, ülkenin gıda güvencesini tehlikeye atar. Bunun için biz hep uyarılarımızı yapıyoruz. Bir an evvel tedbirlerin alınması, hem üretici hem tüketicimiz hem de gıda güvencemiz açısından çok önemlidir.?