ALLAH’I ANMAKLA KALPLER HUZUR VE DOYUM BULMUŞTUR (3)…

ALLAH’I ANMAKLA KALPLER HUZUR VE DOYUM BULMUŞTUR (3)…

Mutlak Egemenlik Sahibi Allah..

                “Oysa, biz senden önce de Peygamberleri yalnızca “Benden başka tanrı yok, öyleyse (yalnızca) bana kulluk edin! diye vahyederek gönderdik. Yine de, bazıları kalkıp: “Rahmân’ın kendisine bir oğul vermiştir! diyor.

                O yüceler yücesi (ölümlere özgü bu tür eksikliklerden) mutlak anlamında uzaktır!

Hayır, (Allah’ın soyundan “gelmiş gözüyle baktıkları o kimseler) yalnızca Allah’ın seçkin kullarıdır:

Söz konusu kimseler, o kendileriyle konuşmadan asla konuşmazlar; ve ancak O’nun buyruğuyla edip-eylerler. O, onların gözünün önünde olanları da bilir, onlardan gizli tutulan şeyleri de bilir; bunun içindir ki, O’nun (zaten) hoşnut olduğu insanların dışında kimseye yan çıkıp kayırmazlar; Çünkü (herkesten önce) onların kendileri O’nun korkusuyla titrerler.

                Ve eğer onlardan biri: “O’nun gibi bende bir tanrıyım.” diyecek olsaydı mutlaka onu cehennemle cezalandırırdık. Çünkü zalimleri biz böyle cezalandırırız.” (21. Enbiyâ Sûresi, Âyet: 19-29.)

                De ki: “Ey mutlak egemenlik sahibi Allahım! Sen egemenliği dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın; dilediğini yüceltirsin, dilediğini alçaltırsın, bütün iyilikler senin elindedir. Doğrusu, sen istediğini yapmaya kâdirsin.”

                “Gündüzü kısaltarak geceyi uzatır ve geceyi kısaltarak, gündüzü uzatırsın. Ölüden diri ve diriden ölü çıkarırsın. Ve dilediğine her türlü hesabın üstünde rızık bağışlarsın.” (3. Âl-i İmrân Sûresi, Âyet: 26-27.)

                Görmez misin (ey insanoğlu), Rabbin gölgeyi (akşama doğru nasıl uzatıyor; eğer dileseydi, hiç şüphesiz onu olduğu gibi bırakırdı.

                Fakat sonra gölgeye güneşi yol gösterici kılmışızdır.

                Ve sonra da yavaş yavaş kendimize çekmekteyiz. Sizin için geceyi bir örtü, uykuyu bir dinlenme hali kılan ve her (yeni) günün (sizin için, adeta) yeni bir diriliş olmasını sağlayan O’dur!

Rahmetinin önünden rüzgarları müjdeci olarak gönderen O’dur. Evet, böylece gökten tertemiz suyu Biz indiriyoruz, ki onunla ölü toprağı yeşertip canlandıralım ve yine onunla, hayvan olsun, insan olsun, yarattığımız nice canlıyı suya kavuşturalım.

                Gerçek şu ki, Biz bütün bunları insanların gözü önüne hepsini sermişizdir ki, belki ders alıp akıllarında tutarlar; ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir. (25. Furkân Sûresi, Âyet: 45-50.)

                Yoksa onlar, Allah’tan başka koruyucular edinebileceklerini mi sanıyorlar?

Hayır, yalnız Allah’tır (bütün varlıkların) koruyucusu; çünkü yalnız O’dur ölüye can veren ve yalnız O’dur her şeye kâdir olan. Öyleyse (ey mü’minler biliniz ki,) ayrılığa düştüğünüz her konuda hüküm Allah’a aittir.

(De ki:) “İşte Allah! Benim Rabbim budur: O’na dayanıp güvendim ve her zaman O’na yönelirim!” (O’dur gökleri ve yeri yoktan var eden. O, nasıl ki hayvanlar arasında eşler (bulmasını) irade etmişse size de kendi cinsinizden eşler vermiştir. Ve sizi böylece çoğaltıp durmaktadır:

                (Ama) hiçbir şey O’na benzemez ve yalnız O’dur, her şeyi işiten, her şeyi gören. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur; dilediğine bol rızık verir. Dilediğine az: Çünkü O her şeyi bilendir.

                O, itikadî konularda, Nûh’a emrettiğini -ve sana (Ey Muhammed,) vahiy aracılığıyla öğrettiğimizi ve aynı zamanda İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimizi -sizin için uygun gördü: (sahih) itikada sağlam bir şekilde sarılın ve o konuda bütünlüğünüzü bozmayın.

                Onları çağırdığın bu (itikad bütünlüğü) başka varlıkları veya güçleri Allah’a ortak koşanlara ağır gelse (bile), Allah dileyen herkesi kendine çeker ve O’na yönelenleri doğru yola ulaştırır.

(42. Şûrâ Sûresi, Âyet: 9-13.)

                Her Yerde Bulanan Allah..

                Doğu da Batı da Allah’ındır: Nereye dönerseniz dönün Allah’ın yönü orasıdır. Unutmayın ki, Allah rahmet ve kudretinde sınırsızdır, her şeyi bilendir. (2. Bakara Sûresi, Âyet: 115.)

                Sınırsız Rahmet Sahibi Gerçek Bağışlayıcı Allah..

                Öyleyse günahlarınız için Rabbinizden bağışlanma dileyin ve sonra da tevbe ve pişmanlık içinde O’na yönelin! Çünkü, O acıyıp -esirgeyenlerin en yücesi, sevginin kaynağı, gözesidir!”

( 11. Hûd Sûresi, Âyet: 90.)

                Allah kullarına çok lütufkardır: Dilediğine rızık verir, Çünkü yalnız O güçlüdür, Yücedir!

(42. Şûrâ Sûresi, Âyet; 19.)

                (Bununla birlikte,) yine de senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi, gerçek bağışlayıcıdır. Yoksa, işledikleri (kötülükler) için onları hemen paylayacak, olsaydı, kuşkusuz, hak ettikleri azabı çarçabuk başlarına salardı. Ama işte, onlar için, aşıp ötesine geçemeyecekleri bir süre belirlenmiştir. (18. Kehf Sûresi, Âyet: 58.)

                O’dur kullarının tevbelerini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptığınız her şeyi bilen.

(42. Şûrâ Sûresi, Âyet: 25.)

                Ama kim kötülük yapar yahut (başka şekilde) kendisine zulmeder de daha sonra affetmesi için Allah’a yalvarırsa, Allah’ı çok bağışlayıcı ve rahmet kaynağı olarak bulacaktır. Çünkü günah işleyen kimse, yalnız kendine zarar verir. Ve Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. (4. Nisâ Sûresi, Âyet: 110-111.)

                “Bizim için bu dünyada da, ahirette de iyi ve güzel olanı yaz. Bak işte, pişmanlık içinde Sana yöneldik!”

(Allah) şöyle karşılık verdi: “Azabıma dilediğim kimseyi uğratabilirim, ama rahmetim her şeyi kuşatır, bunun içindir ki onu Bana karşı sorumluluk bilincine sahip olan, arınmak için verilmesi gerekeni veren âyetlerimize inanan kimselere pay olarak ayıracağım.” (7. A’râf Sûresi, Âyet: 156.)

                De ki: “Allah şöyle buyuruyor “Ey kendilerine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin! Allah bütün günahları bağışlar; çünkü yalnız O, çok bağışlayıcıdır, Rahmet kaynağıdır!” Öyleyse (yalnız) Rabbinize yönelin ve (ölümün ve yeniden dirilmenin) azabı başınıza gelmeden önce O’na teslim olun, sonra hiç kimse sizi koruyamaz. (39. Zümer Sûresi, Âyet: 53-54.)

                Mesajlarımıza inananlar sana geldiklerinde de ki: “Size selâm olsun! Rabbiniz rahmet ve merhameti kendisine ilke edinmiştir, böylece sizden biri bilgisizlikten dolayı kötü bir fiil işler ve sonra tevbe edip dürüst ve erdemlice bir hayat yaşarsa O’(nun) çok affedici ve rahmet kaynağı (olduğunu görecek)tir.” (6. En’âm Sûresi, Âyet: 54.)