Tarih: 29.01.2026 21:03

SİYASETİN ÇİVİSİ ÇIKTI, LİYAKAT ÖLDÜ, SOKAKLAR SAHİPSİZ

Facebook Twitter Linked-in

 Parti değiştiren siyasilerden üniversitelerdeki akraba kadrolaşmasına, sokakları esir alan uyuşturucu ve şiddet sarmalından "İban siyaseti "ne kadar her konuda zehir zemberek açıklamalarda bulunan Atabek, "Bu gidişat bir yıkımdır; biz buradayız ve susmayacağız!" dedi.

ÖZEL HABER / 

Dünya Artvinliler Derneği Başkanı Soner Atabek, son dönemde Türkiye gündemini meşgul eden liyakatsizlik, siyasi etik yoksunluğu ve toplumsal çürüme üzerine, hafızalardan silinmeyecek bir açıklama yayımladı. Atabek, ülkenin adeta bir "Dingo'nun Ahırı"na döndüğünü vurgulayarak, sorumluları sert bir dille uyardı.

"ÜNİVERSİTELER REKTÖRLERİN ŞAHSİ ÇİFTLİĞİNE DÖNÜŞTÜ"

Liyakat kavramının ayaklar altına alındığını belirten Atabek, özellikle üniversitelerdeki atama skandallarını ifşa etti. Akademideki "eş-dost-akraba" ağını eleştiren Atabek, "Vaktiyle bekçilik yapan adamın genel müdür olduğu, rektörlerin yeğenlerini, çocuklarını ve hatta şoförlerini devlet kadrolarına doldurduğu bir sistemde adaletten bahsedilemez. 71 rektörün atıf sayısı sıfır! Bu, bilimin değil, sadakatin ödüllendirildiği bir çürüme dönemidir" ifadelerini kullandı.

"SİYASETİN ÇİVİSİ ÇIKTI: DÜN SÖVDÜĞÜNE BUGÜN ÖVGÜ DÜZENLER!"

Son zamanlarda tavan yapan "parti değiştirme" ve "siyasi saf değiştirme" furyasına da değinen Atabek, siyasetin ilkesiz bir güç savaşına döndüğünü savundu. Seçim meydanlarında "Harun gibi gelip Karun gibi olanları" eleştiren Atabek, şunları söyledi:

"Oy isterken ağzından bal damlayanlar, başkente gidince siyah gözlüklerini takıp halkı unutuyorlar. Dün söylediklerini bugün yalanlayan, bir oy uğruna toplumu kutuplaştıran bu anlayış, ülkeyi uçuruma sürüklüyor. Biz 'bölüşürsek tok oluruz' diyoruz, onlar ise 'böl parçala yönet' taktiğiyle cebini dolduruyor."

"SOKAKLAR EŞKIYAYA, GENÇLİK UYUŞTURUCUYA TERK EDİLDİ"

Toplumsal güvenlik ve uyuşturucu sorununa da parmak basan Soner Atabek, en ünlüsünden en ünsüzüne kadar uyuşturucu bataklığına saplanmış bir tablonun dehşet verici olduğunu belirtti. Sokaklardaki şiddet sarmalına dikkat çeken Atabek, "İstanbul'un göbeğinde insanlar sokak ortasında infaz ediliyor, kadınlar bayılana kadar dövülüyor, ev sahibi-kiracı birbirini boğazlıyor. Sınırlar yol geçen hanına dönmüş, uyuşturucu illeti evlerimizin içine kadar girmiş. Ve tüm bunlar olurken, meclisteki vekillerimiz 'keyif' çatıyor!" sözleriyle sitem etti.

ATABEK'TEN STK'LARA "ARKA BAHÇE" MUHTIRASI: "BARİ SİZ DİK DURUN!"

Dünya Artvinliler Derneği Başkanı Soner Atabek, açıklamalarında sivil toplum kuruluşlarının (STK) içine düştüğü "siyasal bağımlılık" tuzağına sert bir neşter vurdu. STK'ların halkın sesi olmak yerine, siyasi partilerin rüzgârıyla savrulan birer "arka bahçe" haline dönüştüğünü savunan Atabek, bu gidişata "Yeter artık!" diyerek isyan etti.

"Siyasetin Değirmenine Su Taşımayı Bırakın!" STK'ların asli görevlerinden uzaklaşarak "ben merkezli" birer basamağa dönüştürüldüğünü belirten Atabek, yöneticilere şu sözlerle seslendi:

"Sivil toplum kuruluşları, toplumun vicdanı ve hak arama kapısıdır. Ancak ne yazık ki bugün birçok STK, siyasi yelpazenin rüzgârına kapılmış, rotasını şaşırmıştır. Bir oy uğruna halkı kutuplaştıran siyasilerin peşine takılıp, onların arka bahçesi olmayı kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz? Siyaset toplumu zaten yeterince ayrıştırdı, STK'lar olarak bari siz bu kirli rüzgâra alet olmayın, bari siz dik durun!"

"STK'lar Menfaat Kapısı Değil, Dik Duruşun Adresi Olmalı" Siyasal iktidarların veya muhalefetin güdümüne giren STK'ların halkın dertlerine derman olamayacağını vurgulayan Atabek, "Kendi kişisel ikbaliniz için kurumlarınızı siyasete meze etmeyin. Halkın çığlığını duymak yerine, siyasi merkezlerin ağzına bakanlar bu topluma ihanet etmektedir. Biz Dünya Artvinliler Derneği olarak bu yozlaşmaya alet olmayacağız. STK dediğin, rüzgâra göre eğilen değil, fırtınada bile halkın yanında dimdik durandır," ifadelerini kullandı.

"BEN HİÇ KANDIRILMADIM, HİÇ İBAN YOLLAMADIM!"

Siyasi liderlerin halktan sürekli fedakârlık bekleyip "kandırıldık" demesine de tepki gösteren Atabek, onurlu bir duruşun tarifini yaptı: "Ben milletime hiç yalan söylemedim, hiç kandırılmadım, kimseden İban isteyip para toplamadım. Ama siz, her sıkıştığında fatura defteriyle gezeni baş tacı yaptınız. Ne zaman dik durmayı, doğruların yanında olmayı tercih ederseniz, işte o zaman bu ülke düzelir."

"BÖLÜNÜRSEK YOK OLURUZ!"

Açıklamalarını birlik ve beraberlik çağrısıyla devam eden Dünya Artvinliler Derneği Başkanı Soner Atabek, Dünya Artvinliler Derneği olarak her zaman halkın sesi olacaklarını duyurdu: "Ahlak siyasete egemen olmadıkça, iş ehline verilmedikçe bu yangın sönmez. Biz buradayız; başı dik, onurlu bir millet olarak yürümek isteyen herkesle bu yolda varız. Unutmayın; bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz!"

ATABEK'TEN KÜRESEL MUHTIRA: "SÜLEYMAN'IN ASASI ÇÜRÜYOR, BÜYÜK TASFİYEYE HAZIR OLUN!"

Dünya Artvinliler Derneği Başkanı ve Yazar Soner Atabek, sadece yerel liyakat krizini değil, Türkiye'nin merkezinde olduğu küresel bir "formatlama" operasyonunu da en üst perdeden deşifre etti. "Büyük Tasfiye" olarak adlandırdığı bu süreçte, dünya siyasetindeki taşların yerinden oynadığını belirten Atabek, Türkiye'nin bir "deney sahası" haline getirilmek istendiği konusunda sarsıcı uyarılarda bulundu.

"Efendiler Değişiyor, Köleler Aynı Mezara Gömülüyor" Dünya siyasetindeki "arka plan" trafiğini analiz eden Atabek, küresel güçlerin eski ortaklarını birer birer feda ettiği yeni bir döneme girildiğini vurguladı. İsim vermeden güç odaklarına seslenen yazar, şu ifadeleri kullandı:

"Firavunların düzeninde her hizmetçi, günü geldiğinde sahibiyle birlikte gömülür. Bugün 'asla gitmez' denilenlerin valiz topladığı, dün atılan ateşli destek mesajlarının korkuyla silindiği bir 'hesaplaşma şafağına' uyanıyoruz. Küresel efendiler, yeni bir dünya kurgularken eskinin tüm kirli bagajlarını, altın listelerini ve karanlık trafiklerini bizzat ifşa ederek tasfiye ediyor. Süleyman Aleyhisselam'ın asası içeriden çürümüştür; dışarıdan kudretli görünen bu yapılar, ilk sarsıntıda yere kapaklanacaktır."

"Demografik İstila ve Kimliksizleştirme Operasyonu" Türkiye üzerinden yürütülen "nüfus ve inanç transferi" projelerine dikkat çeken Atabek, 2026 yılı itibarıyla hız kazanan demografik değişimlerin bir "turizm hamlesi" değil, bir "milli kimlik tasfiyesi" olduğunu belirtti. Anadolu'nun bin yıllık ruhunun, "vizesiz geçişler" ve "serbest yerleşim" adı altında küresel bir laboratuvara çevrilmek istendiğini vurgulayan Atabek; "Halkın iradesi dışında kurgulanan bu 'yeni anayasal' düzen, toplumu vatanından koparıp birer 'hizmet alan üniteye' dönüştürme projesidir. Anadolu'nun merhamet kültürü, vahşi bir pragmatizme kurban edilmek isteniyor," dedi.

"İtirafçı Dosyaları ve Truva Atları" İktidarı ve STK'ları içeriden vuran "itirafçı operasyonları" ve "şantaj dosyaları" üzerinden yürütülen siyasi yıkıma değinen Atabek, bu süreci bir "Truva Atı" stratejisi olarak tanımladı. Ahlaki çöküşle gelen siyasi yıkımın, yeni bir "vitrin lider" projesine zemin hazırladığını ifade eden Atabek, saf değiştirmeye hazırlananlara ise şu sert uyarıyı yaptı:

"Bugün uyuşturucu ve yolsuzluk dosyalarıyla köşeye sıkıştırılanlar, yarın 'yeni kurtarıcıların' en ateşli savunucusu olacaklar. Ancak unutmayın; ihanet belgeleriyle kurulan yeni düzen, özgürlük değil sadece daha profesyonel bir esaret vaat eder. Bu topraklarda 'sahibi dışarıda' olan hiçbir kurgu, Anadolu irfanına galip gelemeyecektir."

"Son Direniş: Devletin Gizli Damarı" Atabek, tüm bu küresel kuşatmaya karşı devletin ve milletin derinliklerinde "biat etmemiş" bir damarın hâlâ attığını hatırlatarak sözlerini noktaladı: "Tabelacı siyasetçiler ve ekran bülbülleri ne derse desin; bu toprakların öz evlatları, her ihanet belgesini ve her satılmış ruhu milli bir hafızaya kaydediyor. Büyük format operasyonu başladığında, o 'sessiz damar' devreye girecek ve bu coğrafyanın bir 'pilot bölge' değil, bir 'kale' olduğunu hatırlatacaktır. Vakit, safları sıkılaştırma ve bu büyük oyunu görme vaktidir."

"BİZ BURADAYIZ, GÖĞSÜMÜZÜ SİPER ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ!"

Dünya Artvinliler Derneği Başkanı Soner Atabek, açıklamalarının sonunda hem sivil toplum kuruluşlarına hem siyaset kurumuna hem de Türkiye üzerinde hesap yapan dış odaklara karşı tarihi bir rest çekti. Atabek'in ileri görüşlü uyarıları ve sarsılmaz dik duruşu, sadece bir dernek başkanının değil, vatan sevdalısı bir aydının feryadı olarak kayıtlara geçti.

"Geleceği Öngörüyor, Taviz Vermiyoruz" Siyasetin çivisinin çıktığı, STK'ların rüzgarda savrulduğu ve dışarıdan kurgulanan operasyonların Türkiye'yi bir laboratuvar olarak gördüğü bu puslu devirde Atabek, "yerli ve milli" duruşun pusulası oldu. İhanet planlarını ve demografik operasyonları en ince ayrıntısına kadar deşifre eden Atabek, her türlü kirli pazarlığın ve "arka bahçe" siyasetinin karşısında yıkılmaz bir kale gibi durmaya devam edeceğini ilan etti.

"Son Söz: Vatanın Nöbetçisiyiz" Atabek, açıklamasını tüm güç odaklarına bir "muhtıra" niteliği taşıyan şu sözlerle noktaladı:

"Herkes sussa da, herkes saf değiştirip rüzgâra göre eğilse de biz buradayız! Ne siyasilerin arka bahçesi olmayı kabul ederiz ne de küresel baronların Türkiye'yi formatlama girişimlerine sessiz kalırız. Ülkemize, kimliğimize ve geleceğimize yönelik her türlü dış operasyona karşı, her zaman olduğu gibi bugün de göğsümüzü siper etmeye devam edeceğiz. Bizim tarafımız bellidir; tarafımız adalettir, liyakattir, Türkiye'dir! Kimse bu milletin sahipsiz olduğunu sanmasın; bu toprakların öz evlatları nöbettedir ve asla geri adım atmayacaktır!"

[GAZETE ÖZEL]: Soner Atabek'in bu manifesto niteliğindeki açıklamaları, toplumsal farkındalığı tetikleyen bir meşale yakmış durumda. Atabek'in uyarılarının, önümüzdeki süreçte siyasetin ve sivil toplumun rotasını değiştirecek bir "dip dalgaya" dönüşmesi bekleniyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —