Orhan ORGARUN (Uzaktan Gelen yakın Sesler)


MELANET YA BATI’DAN YA DA AMERİKA'DAN GELİR…

Her tür melanet ya Batı’dan ya da Amerika’dan gelir!


İslâmî bir inanışa sahip olalım ya da olmayalım, İslâmî olduğunu düşündüğünüz herhangi bir rejim altında yaşayalım ya da yaşamayalım “HERKES”’i içeren, daha kültürel, daha “DURUŞ”’a ilişkin bir şeyi kastediyoruz. Bir tür bölgesel atmosferden, bir tür imajdan söz ediyoruz. Ve bu noktada “İĞNEYİ KENDİMİZE, ÇUVALDIZI BAŞKASINA” tavrına ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Ancak konuyu “HEM NALINA HEM MIHINA” bir noktaya değinmeden edemeyeceğim. O da meselenin “KENDİMİZ”’le ilgili yanıdır. Kendimiz derken Ortadoğu’nun, Türkiye’mizle ilgili yanıdır.

                Kendimiz derken Ortadoğu’nun. Türkiye dahil herhangi bir toplumda yaşayan herkesi kastediyorum. Kısacası, kendimize ve birbirimize biçtiğimiz değer veya anlamı kastediyorum aslında. Kendi içsel dinamiklerimizi yeniden formatlamaz ve ona yaslanmaz isek, böyle tatsız “DIŞSAL DİNAMİK”’ler bizi istemediğimiz noktalara sürükleyebilir. Eğri oturup doğru konuşalım yani!

                Bugün İslâmî olduğunu düşündüğümüz toplumlarda, BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ (BOP) olmasa dahi insan hakları, demokrasi, özgürlükler, ekonomik ve bilimsel gelişme, kötü yönetim, kötü davranış, kötü muamele, despotizm, sanatsal yaratıcılık, kişiliğin ve bireyin özgür gelişimi, kadınlara yönelik şiddet, baskının güncel birçok biçimi gibi konularda birçok sorun olup olmadığını düşünüyor muyuz?

Bizler bu konuların BOP, hatta Amerika olmasa da bir sorun teşkil ettiğine inanmıyormuyuz?

Bunların söz konusu coğrafyadaki rejimlerin şu veya bu oranda sorunları olduğu doğru değil mi?

                “Her tür melanet Batı’dan ya da Amerika’dan gelir” derken kendi ürettiğimiz melanetleri görmezden gelmiyor muyuz? Ya da bunu kendi melanetimizin gerekçesi yapıyor muyuz, yapmıyor muyuz? Bütün bunlar …tinsene sürüp gitse bile “NE YAPALIM BUNLAR BİZİM KENDİ GERÇEĞİMİZ” diyormuyuz, demiyormuyuz?

Hayatı kavrayışımızla ilgili bir “ZİHNİYET SORUNU”’muz olduğunun farkındamıyız, değilmiyiz?

Dünyaya, kendimize, toplumumuza, inançlarımıza yeni bir pencereden bakma ihtiyacı duyuyormuyuz, duymuyormuyuz?

Artık bizim de zihniyet, gelenek, boyutunda, inancın kendisiyle olmasa bile onu algılama biçimimizle teolojik bir hesaplaşmaya girmeye ihtiyacımız olduğunu, böylesine hayatî bir muhasebe ihtiyacına gereksinimimiz olduğunu kavrıyor muyuz?

Bunu yapmadığımız ya da yapamadığımız sürece birilerini bizi “TERBİYE” etmeye “KÖTÜ NİYETLERLE” soyunacağının bilincindemiyiz?

                Yoksa sorunu dışsallaştırmak, -çoğu noktada haklı olunsa bile- “ŞEYTAN AMERİKA’YA, “KÂFİR SİYONİZME”, “BATI KOMPLOSU”‘na ki bu konuda en ısrarlı düşünen kişilerden biri de benim -havale etmek biraz kolaycılık olmuyor mu?

Ya da bütün bunların olması, bizim kendi yanlışlarımızı doğrular mı diye hiç düşünüyormuyuz?

Bugüne değin sebepleri hep “BAŞKASI”’nda aradık durduk gibi geliyor bana ve hiç “BİZE AİT” yanlarına bir kerecik bakmadık bile!

                Özellikle de Arap yönetimler bu statükonun devamından yana olmadılar mı?

Petro-doları üzerinde yükselen tatlı hayatlarını “İLAHİ GERÇEKLERLE” takas etmediler mi?

İnanılmaz gösterişli yatlar, oteller, tatil beldeleri, özel imalat arabalar, uçaklar, her tür lüks tüketim malına ve BATILI SARIŞIN KADINLARA düşkünlük onların ayırt edici özelliği olmadı mı?

Emperyalizmle her tür sıkı fıkılığı geliştirip, kendi halklarına cehaleti baskıyı, işkenceyi, aşağılamayı, yobazlığı reva görmediler mi?

                Allah’ın petrol rezervlerini sadece onlara tahsis etmesini, çölün kumlarında onlara sunulmuş bir hikmeti neye yorup durdular acaba?

Bugün bölgenin “GERİ KALMIŞLIĞI”’nın bir ayağını emperyalizm teşkil ediyorsa bir ayağı da buralarda değil mi?

Eğer bütün bunlar oranın insanlarını yeniden düşünmeye sevk etmiyorsa ne zaman edecek?

Bula bula bir zamanların, Usame bin Laden tipinde negatif bir “ÖNDER” mi çıkartıp duracaklar?

Çıkarta çıkarta Talibanlar, El-Kaideler, PKK’lar, İŞITLER mi çıkartacaklar?

Emperyalizme karşı mücadelenin sadece “TERÖR”’le olacağına inanan bir bakışın sonunda, onun oyuncağı olacağını ne zaman görecekler? Bu dönüşüm kendi içlerinde ne zaman yaşanacak?

                Bu sorular uçları açık ve cevaplanmaya muhtaç olarak ortada duruyor. Bölge toplumları ‘bütün medeniyetlerin beşiği olmalarına rağmen’ kendi medenî duruşlarını, kendi “VARLIK PROJELERİ”’ni geliştiremedikleri sürece, bölge sosyolojik temelini teşkil eden kabile-aşiret ilişkilerini, etnik ve dinî çatıştıkları ve bunların belirlediği despotik görünümü aşamayacaktır.

                Eninde sonunda ABD’nin ihraç etmeye çalışacağı “DEMOKRASİ” de zaten buralara çarpıp parçalanacaktır. Tabii bu arada bir DÜNYA SAVAŞI’NIN fitilini buradan ateşlenmez ise…!

                Uzun süredir iddia edilip duruyor. Şu anda ilan edilmemiş bir “DÖRDÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI” içinde yaşıyoruz!

Bir ve ikinci Dünya Savaşları belli idi. 3.’üncü Savaş “SOĞUK SAVAŞ”’tı. Batı-ABD kazandı. Şimdi ise bu savaşların uzatmaları oynanıyor. Bu, 4.’üncü Savaş’ta Ordular savaşmıyor. Onun yerine aktör devletlerin gizli servislerinin Savaşı yaşanıyor. Ve bu savaşın temel araçları da kulelere çarpan uçaklar, bombalamalar, suikastler. Çatışmanın mantığı antagonizma (Karşıtlık, karşı gerilim.) kazandığında, açık savaş patlak verecek. İşin ilginç tarafı, bu tezin asıl sahipleri Amerikan’ın Yeni Muhafazakârları!

                Onlar aynen “ 4.’üncü Dünya Savaşı” tabirini hiç çekinmeden kullanıyorlar. Hatta CIA eski Başkanı R. James Woosley de bir ara bu tanımı kullanmıştı.

Aramızdaki fark şu; tespitleri doğru olsa da çıkardıkları sonuçlar yanlış, doğrusu kasıtlı. Tarafı oldukları, hatta bir anlamda çıkarttıkları 4.’üncü Dünya Savaş’ını kendi işgal ve kaos projelerine gerekçe yapıyorlar. Onlara göre, “TERÖRİSTLER” ve onları kullanan devletler ABD’ye ve dolayısıyla Batı’ya savaş açmış durumda.

                Yani, 4.’üncü Dünya Savaşı ABD ile “TERÖRİSTLER” arasında. (Net eşit bir durum değil mi?

Zaten onun içinde ayrıca “ASİMETRİK SAVAŞ” tabirini uydurdular. Bizlere göre ise bir 4.’üncü Dünya Savaşı yaşandığı doğrudur ama bu “TERÖRİSTLERLE” ABD arasında değildir.

                Karşılıklı komplolar yoluyla savaşan devletlerin gizli ordularının “TERÖR” biçimi verilmiş bir şekildeki savaşıdır. Söz konusu olan. Dolayısıyla “TERÖR” ve “TERÖRİST” denen olgunun arkasında da onlardan herhangi biri veya birkaçı vardır…!

                * Eskiden: “Isıramayacağın eli öp!” derlerdi; Şimdilerde ise bunun tam tersi: “Kıramayacağın zinciri hiç olmazsa kemir“ deniliyor!

                * “İstediğini olmak istersen, olmak istediğini saklayarak çalış!”

                * “İnsan düşmanın her iyi ahlakına inanabilir: Samimiyetine asla!”

                * “Ey İman edenler! Allah’tan korkun. Sâdıklarla birlikte olun.” (9. Tevbe Sûresi, 119. Ayet )

                * “Kim darda kalmış olana kolaylık gösterirse, Allah da kendisine dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. (Hadîs-i şerîf)



  • Cuma 8 ° / 4 ° Bulutlu
  • Cumartesi 8 ° / 3 ° Bulutlu
  • Pazar 14 ° / -1 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

21.02.2020

  • İMSAK 06:24
  • GÜNEŞ 07:47
  • ÖĞLE 13:27
  • İKİNDİ 16:28
  • AKŞAM 18:57
  • YATSI 20:15
  • BIST 100

    116.816%1,01
  • DOLAR

    6,1151% 0,23
  • EURO

    6,6376% 0,78
  • GRAM ALTIN

    323,37% 1,78
  • ÇEYREK ALTIN

    533,5605% 1,78