İrfan AYDINOĞLU -SİSMİK KALEM


DOĞU ANADOLU FAYI ÜZERİNDE 7 BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR DEPREM OLMADAN İSTANBUL DEPREMİ OLMAZ.

DOĞU ANADOLU FAYI ÜZERİNDE 7 BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR DEPREM OLMADAN İSTANBUL DEPREMİ OLMAZ.


DOĞU ANADOLU FAYI ÜZERİNDE 7 BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR DEPREM OLMADAN İSTANBUL DEPREMİ OLMAZ.

Avrasya,  Afrika ve Arabistan plakaları arasında sıkışıp kalmış olan “Anadolu Mini Plakası” nın tektonik rejimi KAFz ve DAFz tarafından münavebeli olarak denetlenir.

Bir dönem KAFz, bir dönem DAFz etkin olarak çalışıp üzerinde bir seri 7 den büyük depremler üretir.

Nitekim 17. ve 18. yüzyıllarda DAFz etkin olarak çalışmış, 19. yüzyılın başlarında DAFz nin etkinliği sona ererken KAFz üzerinde 1912 yılında 7.3 büyüklüğündeki Mürfefte Şarköy Depremi meydana gelmiştir.

Daha sonra 7.9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan Depremi ile başlayan 7 den büyük bir seri deprem ile doğudan batıya doğru kırılarak en son 17 Ağustos 1999 Kocaeli Depremi’ni üretmiştir.

İşleyiş şöyle oluyor: DAFz’ nin etkin olduğu yüzyıllık dönemde DAFz, KAFz’ nin etkin olduğu dönemde ise KAFz doğudan batıya doğru üzerinde bir seri depremler üreterek kırılıyorlar.

Fakat ilginç olan şu ki her iki ana fay üzerindeki bu kırılma fay uzunluğu boyunca tam olarak tamamlanamıyor. Arada bir ya da iki adet sismik boşluk eksik kalıyor.

DAFz’ nin etkin olduğu dönemde meydana gelen bir seri 7’ den büyük depremin ardından, “Andırın” ve “Türkoğlu” sismik boşlukları kırılmadan kalmıştır. Ardından bu yüzyılın başında 1912 yılında KAFz’ nin en batısında DAFz etkin dönemdeyken kırılmadan kalan Mürefte Şarköy sismik boşluğu kırılarak KAFz üzerindeki depremler doğudan batıya doğru bir seri halinde ilerlemiştir.

KAFz’ nin etkinliği sona erip nöbeti DAFz’ ye devretmek üzereyken bu defa da Marmara Denizi’ nde bir “sismik boşluk” kırılmadan kalmıştır.  Allah korusun! Ödümüzü patlatan Olası İstanbul Depremi işte bu boşluğun kırılması ile gerçekleşecektir.

Benim kişisel kanaatim odur ki DAFz üzerinde 7 den büyük bir deprem meydana gelip DAFz etkinlik kazanmadan, Olası İstanbul Depremi olmayacak ve KAFz, 1939 yılında Erzincan Depremi ile başlattığı seriyi tamamlayamayacaktır.

22 Ocak 2020 tarihli 5.6 büyüklüğündeki Manisa-Akhisar ve 23 Ocak 2020 tarihli 4.6 büyüklüğündeki Ankara-Akyurt Depremi aslında 24 Ocak 2020 tarihli Sivrice-Elazığ Depremi’ nin habercisiydi.

Bu nasıl oluyor diye haklı olarak soracaksınız şimdi.

KAFz ve DAFz sadece Anadolu mini levhasını sınırlandırmakla kalmaz, levha içine ana faylara paralel kollar uzatarak aynı zamanda onu dilimlere ayırır.  “Prandtl şablonu” adı verilen bu dilimlenmeler ile Anadolu mini plakası, KAFz ve DAFz ana faylarına paralel, yeryüzünden izlenebilen veya izlenemeyen bir takım ikincil tali faylara ayrılmıştır.

Manisa-Akhisar Depremi ve Ankara-Akyurt Depremi’ de işte böyle KAFz ve DAFz ana faylarına paralel tali fayların kesişim noktalarında meydana gelmişlerdir.

Şimdi bu iddiaya itiraz edenler olabilir. Hatta deprem uzmanlarının büyük bir çoğunlğu hemen itiraz edeceklerdir. İtirazlarında da yerden göğe kadar da haklıldırlar. Çünkü eldeki mevcut haritalarda bu faylar görünmemektedir.

Bu arkadaşların itirazlarını bana değil yeryüzüne bildirmelerini tavsiye ederim. Ne yapabilirm ki? Benim tespit ettiğim durum böyle. Ne yazık ki KAFz ile DAFz kojuge fay çiftinin işleyişi böyle.

Hatırlatırım ki 1999 yılında, Marmara Denizi’ nde şu anda haritalarda görünen fayların hiçbiri ortalıkta yoktu. Ama bu durum bu fayların olmadığı anlamına gelmiyordu. Bu faylar araştırıldı ve bulundu.



  • Cuma 8 ° / 4 ° Bulutlu
  • Cumartesi 8 ° / 3 ° Bulutlu
  • Pazar 14 ° / -1 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

21.02.2020

  • İMSAK 06:24
  • GÜNEŞ 07:47
  • ÖĞLE 13:27
  • İKİNDİ 16:28
  • AKŞAM 18:57
  • YATSI 20:15
  • BIST 100

    117.010%1,18
  • DOLAR

    6,1228% 0,36
  • EURO

    6,6246% 0,58
  • GRAM ALTIN

    323,04% 1,68
  • ÇEYREK ALTIN

    533,016% 1,68