Rifat Serdaroğlu (SERDARCA)


17 / 25 – TAPE

17 / 25 – TAPE


Erdoğan’a uğurlu gelmeyen, onu çok sıkıntıya sokan iki tarih ve bir kelime var. Bunları duydu mu, cinleri tepesine çıkar gözü kimseyi görmez.
Bunlar, 17 / 25 Aralık tarihleri ve “Tape” kelimesidir.

İnanmayan deneyebilir. Erdoğan 1500 kişilik koruma ordusu ile geçerken,
“17 Aralık” veya “25 Aralık” diye bağırın, görün bakın başınıza neler gelecek!
Hele “Taze Tapeler var” , “Montaj değil Öz Tape” bunlar, “Haydi Tapeye gel, tapeye” diye bağırıp, bir de ayakkabı kutusu salladınız mı, o Başbakanlık Korumaları var ya, her biri insanların kafalarını diri-diri kör bıçakla kesen İŞİD militanları gibi üzerinize saldırırlar, sizi alır götürürler. Bunlar için insanın evine girmek sıradan bir iştir, Mahkeme kararı falan takmaz bunlar!

17 Aralık ve 25 Aralık Yolsuzluk-Hırsızlık-Rüşvet Operasyonu sırasında, çoğu mahkeme kararı ile elde edilmiş “Tapeleri” Türk Milleti olarak defalarca dinledik. İnsanlarımızdan çoğunun şaşkınlık içinde ağızları açık kalmış ve “Bu kadar yüzsüzlük olur mu” diye hayret etmişlerdi.
Hâlbuki insanlarımızın unuttuğu bir kural vardı; “Bir insan 7 sinde ne ise, 70 inde de odur…”
Cami Yaptırma Derneklerinde başlayan “tırtıklama” alışkanlığı, sadaka paralarını “aşırmaya” , Bosna yardımlarını “araklamaya”, Deniz Feneri e.V ile gariban Müslümanların milyonlarca Avrosunu “dolandırmaya”, oradan da “sıfırlana-sıfırlana” geriye 30 Milyon Avrocuk kalmaya kadar ulaşmıştı.
Makamlar- mevkiler büyüdükçe, “ütülen” paraların miktarı da büyüyor, fakat bizim AK KAŞIKLARIN gözleri bir türlü doymak bilmiyordu!
Bu takımı “Siyasal İslam” aldatmacası ile siyasete sokan ağababaları da böyle değiller miydi? Ne demiş atalarımız;
Demedim mi sana, olmaz şaptan şeker, cinsini öptüğüm cinsine çeker…”

Olayların üzerinden 4 aydan fazla bir zaman geçti. Henüz bir iddianame yazılmadı, tutuklu olanlar tahliye edildi. Savcılar-Yargıçlar-Polisler darmadağın edildi. Bununla da yetinilmedi, sürülenler bir daha sürüldü, Allahtan korkulmadı-kuldan utanılmadı, bir daha sürüldüler. Hırsızlık paraları, Avantalar ve Haram Havuzları sayesinde maaş alan yandaş medyaya ve “Hırsızlar İmparatoruna” göre her şey “montaj” ve “şantaj” idi. Çalınan paralar, alınan rüşvetler, villalar-medya grupları sanki hiç olmamıştı! Onlar sütten çıkmış AK PARTİ pardon, AK KAŞIK idiler!

4 ayın sonunda, 22 Nisan 2014 Salı günü, Erdoğan AKP Grup Toplantısında kürsüye çıktı ve aynen şunları söyledi;
“Ellerinde şantaj kasetleri var. Cumhurbaşkanı’nın da var, benim de vardı, Genelkurmay Başkanı’nın da. Ama ben, benimle ilgili olanı açıklayın, açıklamazsanız namertsiniz diyorum. Ancak benim Bakanlarımla, eşimle, çocuklarımla YAPTIĞIM GÖRÜŞMELERİ verebildiler…”

Lütfen bu son paragrafı tekrar-tekrar okuyun. Özellikle namusuyla-helal kazancıyla evine ekmek götüren inançlı insanlar, lütfen siz defalarca okuyun.
Bu sorun bir “Siyasi” sorun değildir. Bu sorun bir “Ahlâk” sorunudur.
Bir “Helal-Haram”, bir “Onurlu-Namuslu İnsan” olup olmama sorunudur.

Erdoğan 17 / 25 Aralıkta yayınlanan Tapeler sonrasında, bunların tümünü inkâr etmişti. Şimdi kendi sözleriyle, kendi ağzıyla, kendi parti grubunda, televizyon canlı yayınında, Türk Milletinin huzurunda BU TAPELERİN GERÇEK OLDUĞUNU KABUL EDİYOR.

Şimdi, eğer bizim bildiğimiz gibi namuslu insanlarsa, Türk Tarihine “Haklarında Suç Teşkil Eden Kasetler Bulunan Kişiler” olarak geçmek istemiyorlarsa, Cumhurbaşkanı Gül ve Genelkurmay Başkanı Özel’in, Başbakan Erdoğan’a şunu sormaları ve aldıkları yanıtı ise Türk Milleti ile paylaşmaları gerekir;
“Eyy Başbakan, birilerinin ellerinde bizim ‘ŞANTAJ KASETLERİMİZ’ olduğunu siz nereden biliyorsunuz? Gerçekten biliyorsanız, niçin gereğini yapmıyorsunuz? Biz namuslu insanlarız, hırsız ve rüşvetçi değiliz.
Ya bunları açıkla, ya da namuslu insanlara, dürüst yöneticilere İFTİRA atma.
Sizin bu asılsız ithamlarınızla, kirletilmeye çalışılan onurumuzu Türk Yargısı önünde temizlemek için size dava açacağız ve tüm gerçekleri Türk Milleti ile paylaşacağız…”

Hadi, onurunuza-Türk Milletine ne kadar saygınız var, lütfen gösterin bize…

Eyy Erdoğan;
Tekrar ediyorum. Sırtındaki bu kadar dosya ve şaibe ile Çankaya’ya çıkmak çok zordur. Bak, yolsuzluk kasetlerinin doğru olduğunu sen kendin kabul ediyorsun.
Orası Türk Milletinin birliğini temsil eden en yüce makamdır. Sen daha milletinin adını söylemekten utanıyorsun.
Sen çıksan-çıksan YÜCE DİVAN görevi yapan Anayasa Mahkemesinin kapısının önüne kadar çıkarsın. Ötesi yok…

Sağlık ve başarı dileklerimle 24 Nisan 2014
Rifat Serdaroğlu



  • Salı 17 °C / 9 °C Güneşli
  • Çarşamba 17 °C / 9 °C Parçalı bulutlu
  • Perşembe 16 °C / 10 °C Bulutlu

Balıkesir

12.11.2019

  • İMSAK 06:16
  • GÜNEŞ 07:42
  • ÖĞLE 12:58
  • İKİNDİ 15:39
  • AKŞAM 18:04
  • YATSI 19:24
  • BIST 100

    104.106%0,96
  • DOLAR

    5,7701% -0,07
  • EURO

    6,3642% -0,11
  • GRAM ALTIN

    270,24% 0,02
  • ÇEYREK ALTIN

    445,896% 0,02